Öne Çıkan Yayın

Vivian Maier, Bir Otoportre İncelemesi

31 Mart 2016 Perşembe

"Her An Harran" Foto Maraton'u ve Fotoğraf Günleri Başlıyor

Harran Kaymakamlığı, Harran Belediyesi ve Şanlıurfa Fotoğraf Sanatçıları Derneği (ŞUFSAD) iş birliğiyle 7-10 Nisan 2016 tarihlerinde "Her An Harran" foto maratonu düzenleniyor.

Amatör ve profesyonel tüm fotoğrafçılara açık olan yarışmada Harran’ın tarihini, doğal güzelliklerini, insan yaşamını gelecek nesillere aktarabilmek amacı ile fotoğraf yardımı ile kayıt altına almak amaçlanıyor. Foto maraton, Harran ilçesi ve köyleri, tarihi Şuayip kenti, Bazda Mağaraları, Soğmatar antik şehri, Han-el Barur Kervansaray bölgelerini kapsayacak.



Birincilik ödülünün 7000TL olduğu yarışmada katılımın ücretsiz ve sadece renkli fotoğraflar değerlendirilmeye alınacak.

Yarışmanın jürisinde; Harran Kaymakamı Temel Ayca ile Şanlıurfa Fotoğraf Sanatçıları Derneği Başkanı Erdal Kınacı, Haluk Uygur, Tekin Ertuğ, Burak Şenbak, Döne Otyam, Ergün Karadağ gibi önemli fotoğraf sanatçıları yer alıyor.

Foto Maraton kapsamında yarışmanın dışında gelecek olan fotoğrafçıların eserlerinden oluşan ''BİZ ANADOLUYUZ" sergisine de yer verilecek.

Yarışmayla ilgili detaylara www.heranharran.com adresinden ulaşabilirsiniz.

18 Mart 2016 Cuma

Fujifilm X-100T ile Atina

Daha önce şu postumda Atina'ya neden gittiğimi anlatmıştım. Şimdi üç günlük ziyaretimde çektiğim fotoğraflara gelelim.


Atina renkli, graffitiler ile kaplı cıvıl cıvıl sokaklara sahip. Evler eski tip, merkezde sokaklar dar. Çok büyük bir şehir olmamasına rağmen metro ağı oldukça gelişmiş. Tarihi eser bakımından da son derece zengin tabii ki. Başınızı nereye çevirseniz bir sütuna rastlamanız, tarihi bir kilise, bina görmeniz olası.



Daha önce Yunanistan'ın adalarına ve Selanik gibi daha ufak şehirlerine gitmiştim. Atina, büyük şehir olarak biraz daha farklı. Öncelikle ticaretin ana merkezi olduğundan insanları kriz çok kötü vurmuş. Yüzlerinde mutsuzluğu görmek olası. Bir de üstüne Suriyeli göçmenler sorunu eklenince iyice tatsız bir hal almış.
Sıkıntı yüzünden sokaklar da boş kalmış. Genelde Türk ve Japon turist dışında pek kimse yok.



Sokak fotoğrafı için Plaka, Sintagma Meydanı ile Monastiraki Meydanı en rahat çalışılacak yerler. Plaka eğlencenin de merkezi. Cumbalı evleri ve dar sokakları size çeşit çeşit fotoğraf verecektir.

Sintagma Meydanı ise Avrupalılarda sevdiğim meydanlarda yayılıp zaman geçirme kültürünü görebileceğiniz bir ortam. Bir yanda sokak şarkıcıları, diğer yanda kaykaycılar, break dansçılar bütün meydana yayılmış bir eğlence hakim. Özellikle geç saatlerde meydan daha çok dolup taşıyor. Sintagma'nın sonunda ise şu an Parlamento Binası olan aslı ise Saray olan binanın önünde sık sık geçit törenleri yapılıyor.



Monastiraki Meydanı gene Sintagma gibi oldukça turistik bir yer. Buraya yakın olan bit pazarını özellikle gezmenizi tavsiye ederim. Yalnız dikkat etmekte fayda var açık olduğunda dehşet kalabalık oluyor, ufak bir fotoğraf makinesi ile bile çalışmak çok zor.




Akropolis Atina'nın en turistik yeri tabii ki. Neredeyse her noktada kadrajınıza girebilir. Bunun dışında Akropolis Müzesi de güzel bir yapı. İçeride hem grafik fotoğraflar yakalanabilir hem de terasında kahvenizi yudumlayıp Akropolis'i seyredebilirsiniz.




Ayrıca Atina'da bulunan 1896'da ilk modern olimpiyatların yapıldığı stat olan Panathenaic Stadium da görülmeye değer duraklardan. Çok güçlü grafik fotoğraflar verebiliyor. İnip çıkmak da ayrıca bir spor :)


Yeme içme yerlerine normalde girmem ama kaçırmamanız için eğer alkol seven bir insansanız Brettos'a mutlaka uğrayın. Bütün içkileri kendileri üretiyorlar. 40 çeşit likör, şaraplar, Uzolar, kanyaklar sizi bekliyor. Ayrıca şişe olarak da alabiliyorsunuz. Sakız likörü tavsiye.


Diyeceklerim bu kadar, sizleri fotoğraflar ile baş başa bırakıyorum. Başlıkta da dediğim gibi fotoğraflar Fujifilm X100T ile çekilmiştir. Fotoğrafların tamamını şuradan görebilirsiniz.
















16 Mart 2016 Çarşamba

Sokakta yeni bir oyuncu, Fujifilm X70 İnceleme



Fujifilm X-Pro2 ve Fujifilm X-E2S ile beraber duyurduğu yeni kompakt makinesi X70’i iki hafta boyunca kurcalama şansım oldu. Öncelikle demeliyim ki X70 gerçekten “olmuş” bir alet.

Kısaca ne yenilik sunuyor;
  • Oynar ve dokunmatik LCD
  • Yeni 18.5mm(28mm full frame) f2.8 sabit lens
  • Dijital Crop 

X70’i ilk elime aldığımda X100 serisinden aldığı tuş yerleşimlerini ufak bir body’e çok iyi bir şekilde aktardığını gördüm. X100’ün ufak kardeşi gibi duran X70 hem yüksek kaliteli fotoğraf çekebilen kompakt bir makine arayanlar için, hem de günlük yaşamı kaydeden sokak fotoğrafçıları için yapılmış bir makine.

Dizayn

Fujifilm’in retro tasarımlarından nasibini almış olan X70 abisi X100’ün izinden gidiyor. Ancak hybrid vizörün ağırlığını üstünden atarak, oynar ve dokunmatik bir LCD’yi bünyesine katıyor. Oynar ve dokunmatik LCD, X100 serisi kullanıcılarının uzun zamandır beklediği bir yenilikti. Umarız bir sonraki seride bu teknolojiden X100ler(ya da bir ihtimal ile X200) de yararlanır.

Stil sahibi bir alet olan X70, Japon işçiliğinin hünerli ellerinden çıktığını tüm detaylarında gösteriyor. Cebe girecek boyutlarda olmasına rağmen el griplerinin yerleşimi başarılı. Gümüş ve siyah renklerde üretilen alüminyum body oldukça kaliteli duruyor.

Diyafram, enstantane gibi ayarları menüye girmeden makinenin üzerinden değiştirebilmek de artı bir özellik. Fujifilm’in şimdiye kadar sadece XT-1’e koyduğu ISO tekeri ise X70’de gene yok. Ancak fonksiyon tuşlarından birine atayarak ISO’nuzu hızlı bir şekilde değiştirebilirsiniz.



Üst tarafta bulunan XT-10’dan gelen Auto tuşu ise fotoğrafa yeni başlayanların bile X70’i rahat bir şekilde kullanabilmesini sağlayacaktır. Üst taraftaki kırmızı noktalı düğme ise her zamanki gibi video moduna geçmek için ayarlanmış ama siz istediğiniz özelliği atayabiliyorsunuz. Ben genelde ISO’yu buraya atamayı tercih ediyorum.

Gene üst tarafta enstantaneyi 1/4000’e kadar ayarlamamızı sağlayan bir tekerimiz var. Elektronik olarak ise Enstantane 1/32000’e kadar hızlandırılabiliyor.


Poz telafisi tekerinin de unutulmamış olması bu derece ufak bir makine için artı bir değer. +3, -3 değerlere kadar poz telafisi yapmamız mümkün. Bu da Diyafram ya da enstantane öncelikli modlarda iken bize pozlamayı düşürüp ortamı karartmayı ya da arttırıp ışığı patlatmayı sağlayabiliyor.

Son olarak üst tarafta bulunan Drive tuşu ile çoklu pozlama, panorama çekimi, seri çekim gibi modlara geçmemiz mümkün.


Arka tarafa baktığımızda LCD ekranın hemen yanında dört yöne bakan FN tuşlarını görüyoruz. Bunlara da Film simülasyonu, ISO, flaş açma/kapama vb. gibi istediğimiz özelliği atayabilme şansımız var. Ufak bir dizayn hatası benim gibi dolma parmaklıları burada yakalıyor. LCD ekranın döner olmasından dolayı daha kalın tutulması sol FN tuşuna basmayı biraz zorlaştırmış. Gene de çok sıkıntılı bir durum değil.

Bu bölümdeki diğer klasik tuşlarımız menüye girmeden pek çok özelliği değiştirmemizi sağlayan Q, Fn/Wi-Fi ve AF-L/AE-L tuşları.

Fn tuşlarından biri ise sol yanda bulunuyor ve adeta gizlenmiş gibi. Ben onun tuş olduğunu bile uzun süre anlamamıştım. Yanlışlıkla basınca haberim oldu. Bu kadar kompakt bir makinede bu denli fonksiyonel tuş dağılımı yapılmış olması gerçekten büyük başarı.

Gelelim yeni lensimize;


18.5mm f/2.8 lens

Sabit odaklı lensler fotoğrafa yeni başlayanlar için baş belası olabilir. Ancak özellikle sokak fotoğrafçıları için 28-35-50mm lensler velinimettir.

28mm full frame açısına tekabül eden lensimiz gerçekten çok iyi. Pancake tarzında bir lens olduğu için oldukça ufak. f2.8’de bile son derece keskin sonuçlar veriyor ki bence x100’ün f2.8’inden bir tık daha iyi. X100’ün lensinin en çok eleştirilen tarafı f2-2.8 aralığında çok yumuşak sonuçlar vermesi idi. Geliştirilen bu lenste sorunlar giderilmiş gibi. Lens 4 ile 8 arasında uçuşa geçiyor. Otomatik netleme de oldukça hızlı. Ayrıca bir makro modu bulunmayan makinede, 10cm’den makro çekimler yapmak mümkün.

Lensle ilgili okuduğum pek çok incelemede Fujifilm’in XF18mm f/2’sinden bile daha başarılı olduğu söyleniyor.

X100 serisinin 35mm’e tekabül eden açısından X70’de vazgeçip daha geniş bir açıya geçilmesi aslında bu segmentte yer alan Ricoh GR serisine rakip olmak için de yapılmış bir hamle.

Sokak fotoğrafçılarının ilk tercihlerinden biri olan Ricoh GR de 28mm sabit objektif kullanan bir alet. Ancak kendisini hiç kullanmadığım için yorum yapmam, karşılaştırmam doğru olmaz. Gene de Fujifilm Türkiye’nin kullanıcılara verdiği desteği bildiğimden Türkiye’de resmi satışı olmayan bir ürünü almak biraz riskli bir yatırım olur.

Lensin en iyi yanlarından biri de bu kadar ufak olmasına rağmen açılışta gecikmeye neden olacak bir problemi yok(Japon mühendisliği yine görevde). Örneğin Ricoh GR serisinde açılır bir lens var ve bu da makinenin açılışında lensin kendine gelebilmesi için bir zaman kaybı yaratıyor.

Dijital Crop

Fujifilm X70’in yeni özelliklerinden biri de dijital kesme. 28mm’lik lensin netleme halkasını çevirdiğimizde 35mm ve 50mm olarak zoom yapıyor ve bize bu açılarda gene 16 mp fotoğraf üretiyor. Ancak bunun Jpeg olarak mümkün olduğunu söylememiz gerek.

Daha önce Leica Q’da duyduğum bu teknoloji özellikle Instagram fotoğrafçıları için yararlı bir seçenek olabilir. Bu işlemi Photoshop’ta yapmaktansa elimizin altındaki makineden yapıp hemen telefonumuzda paylaşmayı tercih edebiliriz.

Dokunmatik ve Oynar LCD

Fujifilm X70’in en can alıcı özelliği belki de LCD’si. Fujifilm X serisinde ilk defa dokunmatik bir LCD görüyoruz. 3.0 inch, 1.04 milyon noktalı LCD tam 180 derece dönerek yeni dönemin en önemli fotoğraf akımı olan Selfie çekiminde de kolaylık sağlıyor.

Dokunmatik ekran ise çekim ve fotoğraflara bakmak istediğimiz zaman geçerli. Menülerde ise dokunmatik ekranı kullanamıyoruz. Gene tuşlara basarak menü seçimlerini gerçekleştirmemiz gerekiyor.

Çekim sırasında dokunmatik ekranı netleme, çekme ve off konumuna alma seçeneklerimiz var. Özellikle dokunmatiği netlemede tutup, istediğimiz bölgeye dokunup netleme yaparak çekimi gerçekleştirmek işimizi oldukça kolaylaştırıyor.

Preview modunda ise aynı cep telefonumuzun galerisi gibi fotoğraflara kaydırarak bakma, ekranda büyütüp küçültme gibi işlemleri dokunmatik yardımı ile yapabiliyoruz.

Dokunmatik ekran oldukça verimli çalışıyor ve alışmak çok kolay. Umarım X serisinin yeni makinelerinde artık bu özellik sabit olur.

Kullanım ve Fotoğraf Kalitesi

Eğer X serisi makinelere aşina iseniz X70’e hiç yabancılık çekmeyeceğinizi söyleyebilirim. Fujifilm X70 ile X10, XT-1, X100T gibi serinin üst segment ürünlerinin pek çok iyi özelliğini bir kompakt makinede birleştirmiş.

77 noktadan AF hem çok hızlı hem de çok doğru kararlar veriyor. 16 mp.lik X-Trans 2 sensör böyle kompakt bir makine için fazlası ile iyi. Hem güçlü sensör, hem de yeni lensin karakteri ile X70 bu sahaların en iyi oyuncusu olmaya kafadan oynuyor. %100 cropda bile 3200 ISO’ya kadar son derece net görüntü alıyorsunuz.

Makine Raw’da 6400 ISO’ya kadar destekliyor. Ancak Jpeg’e dönerseniz 51200 ISO’ya kadar çıkma şansınız var. Bence 6400 ISO APS-C sensör bir kamera için son noktadır. X70 de 6400’de bile işe yarar fotoğraflar çıkarıyor.

Aksesuarlar

X70 için vizör yok diye söylendik durduk. Ancak Fujifilm bu lafları bize yedirmek için bir optik vizör de çıkarmış. Bu Rangefinder zamanından bildiğimiz flaş kızağına takılan optik vizörlere benzeyen yapıda bir vizör. Ancak fiyatının yüksekliğinden dolayı pek de gerekli bulduğumu söyleyemeyeceğim.

X70 için yakında çıkacak bir ürün de WCL-X70 14mm (21mm ff) geniş açı lensi. Eğer 18.5mm size yetmiyor ve daha geniş açı istiyorsanız bu ürün işinizi görecektir.

Kimler tercih etmeli?

Gelelim tercih meselesine. Bu makine kimler için olduğunu yazının başında belirtmiştim. X70’den daha ufak ve yakın güçte bir makine var mı? Evet Ricoh GR. Peki daha güçlü ama daha büyük bir makine var mı? O da var, Fujifilm X100T. Bunlar arasında neden X70’i tercih etmelisiniz?

Bana sorarsanız ben X100’ümü X70’e değişmem. Bunun en büyük nedeni de hybrid vizörü ve 35mm lensi ile daha profesyonel bir makine. Ancak X100 her gün kullanmak için gene de büyük kaçıyor.

X70’i çantanıza attığınız anda yanınızda taşıdığınızı bile unutacaksınız. Bu yönden X70 tercih edilebilir bir makine. Ricoh’un nerede ise kemikleşmiş bir kullanıcı kitlesi var ve onu kırmak da oldukça zor. Bu segmente sonradan giren Fujifilm X70 bakalım Ricoh’un kitlesini kendine çekebilecek mi?

Geniş açı seven sokak fotoğrafçıları için X70 gerçekten bulunmaz bir nimet. Aynı zamanda gezmeyi seven ve yanında hafif ve güçlü bir makine taşımak isteyen gezginler, anılarını dondurmak isteyen çocuklu aileler için de X70 doğru bir tercih olacaktır.

Son söz

Genel olarak Fujifilm X70 ile ilgili fikrim çok olumlu. Benim gibi ufak makinelere gereken ilgiyi gösteren fotoğrafçılar için X70 iyi bir oyuncu. Retro tasarımı ile kullanırken son derece zevk alacağınız bir ürün.

Örnek Fotoğraflar 


RENKLİ



Kızım Lialusin'in en sevdiği yer Legoland





6400 ISO'da bile fotoğraf çekebilirsiniz
Siyah Beyaz






3 Mart 2016 Perşembe

Video Ders Lightroom Crop Tool

Yeni videomuzda Lightroom'da crop yapma araçlarına bakıyoruz. Şimdiden iyi seyirler.


 

1 Mart 2016 Salı

10. FIAP Dünya Kupası Ödül Töreni'ne Katıldık!


Sille Sanat Sarayı olarak katıldığımız bu yıl onuncusu düzenlenen FIAP Dünya Kupası'nın ödül töreni Atina'da gerçekleşti. Yarışmayı 10. sırada bitirme başarısını gösteren takımımızın bir parçası olarak ödülü almak da bana nasip oldu. Yarışma sonuçlarını daha önce şuradan duyurmuştum.

SSS'in her şeyi sevgili başkanımız Reha Bilir telefon açıp gitmemi istediğinde aslında şaşırmıştım, ama takım oyununun bir parçası olarak mutlulukla bu görevi kabul ettim. İyi ki de gitmişim. Hem Atina'da dolu dolu üç gün geçirdik, hem de değerli insanlarla, fotoğraf sanatçıları ile tanışma fırsatımız oldu.




Atina'ya sevgili arkadaşım ve S.S.S.'in taze üyelerinden Anıl Tamer Yılmaz ile gittik. Program Akropolis Müze gezisi ile başladı. Bu gezi sırasında Hem FIAP Başkanı Riccardo Busi ile hem de yönetimin değerli üyeleri ile tanışma fırsatımız oldu. Böylece kendilerine Sille Sanat Sarayı'nın bu sene içerisinde çıkardığı CD ve katalogları da teslim ettik ve çalışmalarımızdan bahsettik.



Ayrıca programı düzenleyen Hellenic Photography Society'nin Başkanı Spyros Iatropoulos ve üyelerinden Dimitri Köseoğlu ile tanıştık. Kendileri Türkiye'den gelmiş olduklarından hiç yabancılık çekmedik. Türkiye'den ayrıca AFAD yöneticilerinden Selman Yıldırım, MFD'nin Başkan Murat Ünal ve Gazeteci, Foto Muhabir Ali Öz de törene gelmişlerdi.



Akşam Ödül Töreni sonrası sergi açılışı yapıldı. Burada da pek çok Yunanlı komşumuz ile konuşma fırsatımız oldu. Kumkapı'dan, Büyükada'dan, Gökçeada'dan gelmiş sanatçılar ile tanıştık. Umarız Türkiye'ye geldiklerinde kendilerini derneklerimizde konuk edebiliriz. Daha sonra yemeğe geçilerek yoğun günün ardından program sona erdi.








Daha sonra Atina'da çektiğim sokak fotoğrafları ile ilgili bir blog postu da eklerim. Şimdilik hoşça kalın.

Törenden fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.