Öne Çıkan Yayın

Vivian Maier, Bir Otoportre İncelemesi

12 Şubat 2015 Perşembe

ART-İSTANNBUL ''KUYUCAK DEVE GÜREŞLERİ - SERALAR - DOKUMA ATÖLYELERİ - ÇÖMLEK ATÖLYELERİ - TABAKHANELER'' FOTOĞRAF GEZİSİ

Geçtiğimiz cuma akşamı Art-İstannbul ekibi ile 2 günlük bir geziye çıktık. Gezi duraklarımız oldukça çoktu. Mürsel Yağcıoğlu'nun organize ettiği gezide bol bol fotoğraf çektik, yeni arkadaşlar edindik. Kısaca güzel, yoğun ve eğlenceli bir gezi oldu.



Sabahın ilk ışıkları ile Aydın yolunda çilek seralarına varmıştık. Burada hem çalışanları hem de seraların grafik yapısını öne çıkaran fotoğraflar çekme şansı yakaladık.

Seraları bitirip kısa bir yemek molasından sonra çömlekçilere gittik. Aydın Karacasu'da bulunan çömlekçiler cumartesi pazar dahi çalışıyorlar. Mürsel iki hafta önce de aynı turu yaptığı için ortamı biliyordu ve bizi yönlendirme şansı oldu. Ekip daha önce çektikleri fotoğrafları da sahiplerine hediye edince güzel bir ortam oluştu. Ege insanı normalde de oldukça sıcak, hiç problem yaşamadan fotoğraf çekilmesine izin veriyorlar.




Çömlek atölyeleri karanlık yerler. Yüksek ISO'lara çıkmanız gerekeceğini unutmayın. Buna göre ISO performansı iyi bir makine ile gitmeniz lazım. Ben bu konuda Samsung NX1'den oldukça memnun kaldım. Tabii ki geniş diyaframlı bir lens de işinizi kolaylaştıracaktır. Yalnız gene de bir tepe flaş ile en azından duvarlardan yansıtarak bir ışık almakta fayda var.

Çömlekçileri de bitirince dokuma atölyelerinin olduğu köye doğru yola çıktık. El dokuması yapan çok az kişi kalmış, ancak sora sora bulduk. Gene insanlar bizi oldukça sıcak bir şekilde karşılayıp sırf bizim için tezgahları açtılar. Burada da bir süre çekim yaptıktan sonra Nazilli'ye doğru yola çıktık.




Günün son durağı olan Nafod(Nazilli Fotoğraf ve Plastik Sanatlar Amatörleri Derneği)'a vardık ve hem sunumları izledik hem de Nafod'u yakından tanıma fırsatı bulduk. Nafod'dan ayrıldığımızda oldukça geç olmuştu. Nazilli'nin pidesi meşhurmuş hemen yemeğe oturduk. Özellikle tahinli pide inanılmaz bir lezzet. Akşam yemeğinden sonra konakladığımız öğretmen evine doğru yola çıktık ve günü burada noktaladık.

Pazar günü asıl geliş amacımız olan Kuyucak Deve Güreşleri'ne doğru yol aldık. Selçuk'ta yapılan deve güreşleri kadar yoğun olmasa da alan oldukça doluydu. Benim de pek bildiğim bir şey olmayan deve güreşleri Egenin eski bir geleneği.

"Deve güreşi, genellikle Ege (Selçuk, İzmir, Germencik, Aydın, Muğla, Denizli), Marmara (Balıkesir, Çanakkale) ve Akdeniz (Burdur, Isparta, Antalya) bölgelerinde düzenlenen ve Yörük kültürüyle ilişkili olan güreşlerdir. Deve güreşleri, açık meydanlarda yapılır. En son deve güreşi sahası Yenipazar'da inşâ edilmiştir.

Deve güreşleri, tek hörgüçlü dişi "yoz" develer ile "buhur" adı verilen çift hörgüçlü erkek develerin çiftleşmesinden meydana gelen ve "Tülü" adı verilen erkek develer arasında yapılır. Bu develer yalnızca güreş için "Savran" denilen deve bakıcıları tarafından yetiştirilir. Güreş develeri tıpkı atlarda olduğu gibi soya dayalı olarak seçilir. Güreşçi olacak Tülüler'in güreşçi develerin kanından olmasına özen gösterilir.

Deve güreşleri Ayak, Orta, Başaltı ve Baş olmak üzere dört boyda yapılır ve galibiyetler; kaçırtarak, bağırtarak veya yıkarak elde edilir. Develer tıpkı diğer güreşlerde olduğu gibi pehlivan olarak adlandırılır ve cazgır tarafından anons edilirler. Deve güreşleri genellikle kış aylarında yapılır. Söz gelimi İzmir, Manisa ve Aydın’daki güreşlerin yapılış tarihleri 7 Aralık ve 15 Mart tarihleri arasındadır.

Ülkemizde geleneksel olarak sürdürülen deve güreşlerinin ilk defa 19. yüzyılda Aydın'ın Germencik ilçesine bağlı Hıdırbeyli köyünde yapıldığı söylenmektedir. Ancak, Münis Armağan’ın "Batı Anadolu Tarihinde İlginç Olaylar" adlı kitabının "Develerin Sonu" bölümünde II. Mahmut döneminde Tire ve civarında deve güreşlerinin yapılmakta olduğu belirtilmektedir."Kaynak: WIKI




Samsung NX1'in panorama modu ile elde çekim

Güreşler aslında ikinci planda kalıyor. Aslında giderseniz bol bol portre çekme şansınız olacaktır. Başta biraz develeri çekelim desek de seyirciler o kadar eğlenceli ki insan onlarla ilgilenmekten sahada ne olduğunu unutuyor.

Bu arada alanda satılan deve sucuğunu mideniz sağlam değilse yemeyin. Gerçi sucuk ve köfte dışında da bir yiyecek yok. Ancak gelen kalabalık sürekli size ikramlarda bulunduğundan eve karnınız tok olarak döneceksiniz.

Deve güreşleri benim açımdan ne olduğunu anlamakla geçti. Belki bir daha gidersem daha farklı fotoğraflar yakalayabilirim.

Öğlene doğru güreş alanından ayrılıp tabakhanelere doğru yol aldık. açık alandan sonra buradaki koku bizi zorlasa da fena fotoğraflar çıkmadı. Gene yüksek ISO'larda fotoğraflar çektim. 3200 ISO'nun altına inmedim neredeyse.

Ben Bakırköy'lü olarak zamanında Zeytinburnu'ndaki tabakhanelerin kokusunu bildiğimden çok da yadırgamadım. Zaten eskisi gibi direkt dışkı ile çalışılmıyormuş artık kimyasal enzimler kullanılıyor.



"Zorlu" tabakhane şartlarından sonra bir tahinli pide arası daha verip İstanbul'a doğru uzun bir yolculuğa çıktık. Böylece bu kısa ve yoğun geziden hasarsız bir şekilde dönmüş olduk.

Mürsel Yağcıoğlu, Zeynep Seda Çakır ve Art-İstannbul ekibine bu eğlenceli gezi için tekrar teşekkürler. Diğer fotoğrafçı arkadaşların fotoğraflarını görmek için şuradan gruba göz atabilirsiniz. Ayrıca yeni gezilerden haberdar olmak için Art-Istannbul ''Mürsel Yağcıoğlu'' sayfasına bakabilirsiniz. Benim çektiklerim için ise adres gene facebook ve google+.

Metin Ekinci Hocamızın kendi sitesinde gezi ile ilgili yazmış olduğu yazıya ve deve güreşi fotoğraflarına şuradan ulaşabilirsiniz.

Yukarıda yer alan tüm fotoğraflar, Samsung Electronics.Co., Ltd. tarafından sağlanan Samsung NX1 ile çekilmiştir. Kullanılan lensler 16-50mm f 2.0-2.8, 12-24mm, 50-200mm

1 yorum: