Öne Çıkan Yayın

Leica ile Berlin Fotoğrafları ve Bazı Püf Noktalar

29 Aralık 2015 Salı

Lightroom Library Modülü



Bu dersimizde Lightroom'un en önemli modüllerinden biri olan Library'i kısaca tanımaya başlıyoruz.

24 Aralık 2015 Perşembe

Fotoğrafçılara Alınabilecek Yılbaşı Hediyeleri V.2

2014'e girerken şurada yaptığım liste pek sevilmişti. Aradan geçen 2 yılda alınabilecekler listesi de gelişti. Bu sefer fiyat aralığını biraz daha arttırarak yılbaşında sevdiceğinize, ailenizdeki fotoğraf tutkununa alabileceğiniz hediyeleri listeleyelim;

1. Petzval lens



Bir kickstarter projesinden doğan Lomography'nin ürettiği Petzval lensler Rus efsanesini bizlere sunuyor. Çeşitli makinelere göre mountları olan lensleri Lomography store'lardan ve internet'den edinmek mümkün. Dairesel bokeh'i ile farklı bir tarz yaratan lenslerin 85mm ve 58mm'lik versiyonları mevcut. Fiyat biraz cüzdan yakıyor.

2. Instant Fotoğraf Makineleri

Sevdiğiniz filmlerden hoşlanıyorsa bu hediye ile kalbini kazanmamanız mümkün değil. Eskiden sadece Polaroid olarak bildiğimiz instant film Fuji'nin atağı ile tekrar piyasaya çıktı. Fuji'nin ürettiği filmlerle çalışan çok çeşitli kameralar bulmak mümkün. İki tip film var mini ve wide. Mini gerçekten de ufak olsa da oldukça güzel sonuçlar veriyor. Wide kamerası da ufak bir yazıcı kadar olduğundan pek cazip olmayabilir. Hem Fujifilm'den hem de Lomography'den makineleri inceleyebilirsiniz.

3. Makine askıları

Makine taşımak artık bir tarz oldu. Renk renk askılar dışında sevdiğiniz kişinin ismi yazan el yapımı deri askılar almanız bile mümkün. Fujifilm'den askı modellerine bakabilirsiniz. Daha özel bir şey istiyorsanız benim de kullanmaktan son derece zevk aldığım askımı yapan moccleather'ın sayfasına bakın.

4. Thinktank Retrospective Çanta

Arkadaşınız siyah, zevksiz, bavul gibi sırt çantalarından sıkıldı mı? En iyi alternatiflerden biri Think Tank'ın retrospective modelleri. Postacı tarzı dediğimiz yandan asmalı bu modellerin pek çok boyutu var. İster DSLR ister aynasız kullasın mutlaka ona göre bir boyu vardır. Ürünleri şuradan inceleyebilirsiniz.


5. GoPro Hero 4 Session

Küçük dev GoPro'nun son modeli iyice ufaldı. Neredeyse minik bir düğme boyutunda olan Session en az abileri kadar başarılı. 8 mp'lik kamerası spor ve adventure tutkunlarına yetecektir. Ayrıca full HD (1080p) 60 fps video kaydı da yapabiliyor.

6. Sebastiâo Salgado: GENESIS


Salgado'nun en önemli fotoğraflarının bulunduğu Genesis kitabı her fotoğrafçının kitaplığında olması gereken hem içerik hem de hacim olarak dev bir eser. Siyah Beyaz fotoğraflar içinde kaybolmamak mümkün değil. D&R'ın sitesinden sipariş verilebilir.

7. Lensbaby Velvet 56mm f/1.6


Lensbaby'nin bükülen lenslerinden sonra daha ciddi olarak üzerinde çalıştığı bir lens olan Velvet 56mm bir portre canavarı. Özellikle soft portreler çekmek için bulunmaz bir nimet. Hediye alacağınız arkadaşınızın sizi daha güzel çekmesi için bu lensi önerebilirim.

8. Fotoğrafçılık Eğitimi

Her şeyin başı eğitim. Fotoğraf da sadece severek kendini geliştirebileceğin bir şey değil. Eğitim şart. Hediye alacağınız kişi sürekli sizi model olarak çağırıp çok kötü fotoğraflar çekiyorsa tutun elinden ve bir temel eğitim programına yazdırın. Temel eğitimin alınabileceği pek çok yer var. İFSAK, ANAFOD gibi derneklerden alınabileceği gibi bir çok özel kuruluşun açtığı eğitimlere bakılabilir.

9. Creative Cloud Programı

Ona ayda 17TL'lik Adobe creative cloud programını alın hem Photoshop hem de Lightroom'a sahip olsun. Tabi 17TL biraz düşük bir üxret bari almışken 1 yıllık alın da rahat rahat kullanabilsin.

10. Mobil Fotoğrafçılık Seti


Balık gözü, makro çekim, geniş açı hatta tele gibi aparatlardan oluşan bu setler kaliteli ürünlerden dandik çin mallarına kadar pek çok seçenek ve fiyat aralığında bulunuyor. Özellikle cep telefonu ile fotoğraf çekmeyi sevenler için oldukça faydalı ürünler. Olloclip'in ürünleri önerilebilir.

23 Aralık 2015 Çarşamba

Lightroom'da Yeni Katalog Hazırlama ve Fotoğraf Yükleme

Yeni videomuzda yavaş yavaş Lightroom'un derinliklerine girmeye başlıyoruz. İlk olarak Katalog hazırlamayı ve kartımızdan görüntüleri aktarırken Lightroom'un bize sunmuş olduğu özellikleri irdeliyoruz.


15 Aralık 2015 Salı

Artoros Sanat Zirvesi Bursa'da

Benim de iki sergisinde yer aldığım ArToros Sanat Zirvesi Bursa'da uluslararası 40 sanatçı ile bir araya gelerek çalıştayları, panelleri ve sergilerle halkla buluşmaya devam edecek.

Doğamız, tarihimiz ve kültürel değerlerimizin mirasına sanatla sahip çıkarak kültür köylerinde sanatın halkla kaynaşması, kültürel diyalogların sağlanması amacıyla İbradı / ANTALYA'da farklı sanat dallarında İbradı Belediyesi, Ormana Aktiv ve Artoros Derneği 'nin katkılarıyla 300 den fazla uluslararası sanatçı ile düzenlenen ARTOROS Kültür ve Sanat Çalıştaylarında üretilen eserler BURSA'da Nilüfer Belediye'si, ArToros Uluslararası Kültür ve Sanat Derneği ve Podumpark yaşam ve eğlence merkezi işbirliği ile sanatseverlerle buluşuyor.



ArToros Derneği, Nilüfer Belediyesi, Podyumpark İşbirliği ile;

SERGİLER
25 Aralık 2015 – 25 Ocak 2016
ARTOROS INTERNATIONAL 1-2
(Ormana – Ürünlü Altınbeşik Mağarası Milli Parkı – İBRADI / ANTALYA)
KÜLTÜR VE SANAT ÇALIŞTAY ve FESTİVALLERİ SANATÇILARINDAN
RESİM – HEYKEL – SERAMİK -CAM SANATI - FOTOĞRAF
KARMA SERGİSİ

AÇILIŞ KOKTEYL
TARİH : 25 ARALIK 2015
SAAT : 18.00
YER : PODYUMPARK

ArToros Bursa Çalıştayına Özel
''Düğmeli Evler'de Hayat Var''
Resim Sergisi
Gülsen Zengin
''Kibele Kadınları''
Heykel Sergisi
Şule Özkan
''Dünyadan
İnsan, Zaman, Mekan''
Fotoğraf Sergisi
Cengiz Karlıova
Erhan Uçar
Hakan Tokuç
İbrahim Göksungur
Manoocher Deghati
Marcelli Carozzo
Masis Üşenmez
''JAZZ''
Fotoğraf Sergisi
İbrahim Göksungur
Sedat Antay
Sedal Antay
Açılış
Tarih : 26 Aralık 2015
Saat : 18.30
Yer : 15 Eylül Kıraathanesi

Podyumpark
WORKSHOPLAR
Resim – Heykel- Seramik – 3d resim - Fotoğraf – Ebru - Batik
26 Aralık Cumartesi
Saat : 10.00 – 15.00
27 Aralık Pazar
Saat : 10.00 – 16.30
PODYUMPARK

RESİM WORKSHOP
Adil ocak
Ahmet Şinasi İşler
Aygun Tuğay
Derya yıldız
Durmuş Ali Akça
Emel Yalım
Eser Afacan (Norveç)
Fatma Elvin Öztürk
Gülsen Zengin
Hasan Mutlu
Hatice Aras
Huda mohammed (Suudi Arabistan)
Jale Palamutçu (Azerbeycan)
Kamer Batıoğlu
Kaya Gümüşdüğme (İsfahan)
Leyla Yüksel
Meral Batur
Natali Shavrina (Rusya)
Orhan Cebrailoğlu
Ömer Muz
Ruhcan Akil
Sedat Kumova
Seher Söyleme Çelik
Valentina Woolrych (İngiltere)
Yücel dönmez

3D RESİM WORKSHOP
Atıf Zengin

SERAMİK – HEYKEL WORKSHOP
Azimet Karaman
Faruk Manici
Fatma Taşçı
İmdat Avcı
Şule özkan

MIX MEDİA – CAM SANATI
Cenan Uyanusta
BATİK
Şebnem Eremsoy
EBRU VE KAAT
Dilek Erim

FOTOĞRAF WORKSHOP
Cengiz Karlıova
Erhan Uçar
Hakan Tokuç
İbrahim Göksungur
Nuray Özmert
Sedat Antay
Sema Karlıova

YAZARLAR – ŞAİRLER KİTAP İMZA
Halil İbrahim Özcan
İdil Dişçi
Muhammed Güzel
Raif Kaplanoğlu
Suat Karantay
Ümit Yaşar Işıkhan

PANELLER
26 Aralık 2015
Nazım Hikmet Kültür Merkezi
Saat : 15.30 – 17.30
''Toroslarda ibradı, Ormana, Ürünlü ve Altınbeşik''
Fotoğraf Gösterisi
İbrahim Göksungur
''Göçün Yükü Dünya''
Konuşmacılar :
Halil İbrahim Özcan
Muhammed Güzel
''Mübadele''
Konuşmacılar :
Raif Kaplanoğlu
''Sanatın Toplum İçinde Demokratikleşmesi ve Yaygınlaşması''
Konuşmacılar:
Adil Ocak
Ahmet Şinasi İşler
Gülsen Zengin
Ruhcan Akil
(Çalıştay Sanatçılarına Özel)

YENİ YIL SANAT PARTİ
27 Aralık Pazar
Saat : 20.00 - .....
Yer : Jolly Joker Konser Salonu
Podyumpark

GEZİ
(Çalıştay Sanatçılarına Özel))
28 Aralık Pazartesi
Gölyazı Gezisi

Facebook Etkinliği

10 Aralık 2015 Perşembe

Adobe Lightroom Nedir?

Yeni bir video serisi ile Lightroom'u sizlere anlatmaya ve kendi kullanım şeklimi göstermeye çalışacağım. Ayrıca blogdan da yazılar ile videoyu destekleyeceğim.


Adobe Lightroom dijital bir aydınlık odanın bütün işlevlerini yerine getirirken fotoğraflarınızı organize etmenizi, editlemenizi, jpeg olarak istediğiniz boyda kopya çıkarmanızı, kitap ya da videolar hazırlamanızı, istediğiniz fotoğrafları Flickr, 500px gibi paylaşım sitelerine yüklemenizi hatta web sitesi yapmanıza olanak sağlayan bir uygulamadır. Kısaca Lightroom sadece bir fotoğraf editörü değil fotoğrafçılıkla ilgili tam bir iş akışı yapmanıza olanak veren bir uygulamadır.

Fotoğraflarınızı çekmek fotoğrafçılığın sadece bir kolu, dijital çağda artık fotoğrafçılara sadece Adobe Photoshop gibi editleme programları yeterli gelmiyor. Çekilen binlerce hatta onbinlerce fotoğrafın kontrolde tutulması lazım. Adobe Lightroom işte burada kontrolü ele alıyor ve hem Photoshop'un fotoğrafçılık için gerekli özelliklerini kullanmanıza olanak sağlarken hem de fotoğrafları bulmanızda, derecelendirmenizde size yardımcı olacak fonksiyonlar sunuyor. Bütün bunları da basit ve işlevsel bir arayüzle yapmanızı sağlıyor.

Neden Lightroom?

Aslında tek tek fotoğraflarla uğraşıyorsanız Photoshop sizin için yeterli olabilir. Ancak tam bir yardımcı istiyorsanız Lightroom sizin için daha doğru bir tercih olacaktır. Öncelikle Photoshop'un katmanları gibi karmaşık işleri ile sizi uğraştırmıyor. Tüm fonksiyonlar belli -100 +100 arası tablarda sizleri bekliyor.

Raw işlemede Lightroom'dan kalitelisi yok. Adobe Camera Raw Lightroom'a benzer bir program olsa da daha basit bir versiyonu olabilir ancak. Tek tek fotoğraflar için belki yeterlidir ancak size Lightroom'un sunduğu arşivleme seçeneklerini sunamaz.

Lightroom'un bir başka özelliği de fotoğraflarınıza zarar vermemesidir. Lightroom'da yaptığınız değişiklikler asla orijinal dosyaya işlemez. Lightroom'un kendi katalog dosyasında saklanır. Böylece her zaman reset'e basıp dosyanın ilk haline geri dönme şansımız vardır.

Lightroom Catalog fotoğraflarınızı bulmanız için size bir çok yol sunar. Bunu da Metadata'ları arşivleyerek yapar. Metadata'lar fotoğrafınızın çekim değerlerinden sizin eklediğiniz keyword bilgilerine kadar her türlü bilgiyi içerir. Lightroom bu bilgileri toplayarak siz arama yaptığınızda en doğru sonuçları vermeye çalışır. Bu yüzden Lightroom'un geri plandaki en önemli yardımcısı Catalog dosyasıdır.

Ligtroom ile neleri yapabiliriz?

Aslında yeni versiyonları ile beraber Lightroom'un yapamayıp da Photoshop'un yapabildiği pek bir şey kalmadı. En büyük fark layerlar olmadığından Photoshop'taki manipülasyonları Lightroom'da yapabilme şansımız olmaması. Onun dışında bölgesel ve genel olarak her tür rötuş, kontrast,ışık düzeltmeleri, siyah beyaz'a çevirme, vinyet ekleme, noise azaltma, keskinlik verme, beyaz ayarı, perspektif düzeltme gibi pek çok fonksiyon elimizin ucunda.

Lightroom mu Photoshop mu?

Adobe aslında bu iki programı birbirine karşı çıkarmış değil. Bunu da fotoğrafçı paketinde ikisinin de olmasından anlayabiliriz. Ne kadar Photoshop fotoğrafçılık yanında illüstratörlere göre de bir çok seçenek sunsa da iki programda da kendinizi geliştirdiğinizde seçeneklerinizin artacağını göreceksiniz. Bu yüzden birini öğrenip diğerini bilmemek doğru bir yaklaşım değil. Ancak bir yerden başlamak istiyorsanız öncelikle Lightroom'a önem vermeniz daha rahat çalışmanızı sağlayacaktır.

Lightroom'a nasıl sahip olabilirsiniz?
Lightroom'u tek başına satın almak veya Creative Cloud'a üye olarak aylık ödemelerle sahip olmak gibi iki seçeneğiniz var. Lightroom'un son versiyonu 6'yı tek olarak satın alabilirsiniz ancak Creative Cloud Fotoğrafçılık üyeliği hem Lightroom'a hem de Photoshop'a her zaman en güncel versiyonları ile sahip olmanızı sağlıyor. Bunun dışında da Behance üyeliği gibi çeşitli avantajlara sahip oluyorsunuz. Ayda 17TL'ye bence oldukça uygun bir üyelik şekli.

Bu Hafta İki Sergimiz Var

Evet 11/12/15 Cuma günü Aramyan Uncuyan Okulu'ndan Yetişenler Derneği'nde ve 13/12/15 Pazar günü Sabiha Gökçen Havaalanında iki karma sergi açılışımız olacak.

 Aramyan Uncuyan Okulu'ndan Yetişenler Derneği'nin ihtiyacı olan dijital piyano için bir karma fotoğraf sergisi düzenledik.



Fotoğrafçı dostlarımız Agop Ezgilioğlu, Arman Camgözoğlu, Arman Köse, Arman Tezcan, Dayk Danzig, Dikran Dülgeryan, Fırat Taş, Gülbenk Ustaoğlu, Masis Üşenmez, Mıgırdiç Arzivyan eserleriyle projemize destek oldular.

Desteğiniz için 11 Aralık Cuma saat 21:00'de sizi de sergi açılışımıza davet ediyoruz.

Sergimiz 25 Aralık 2015 tarihine kadar açık kalacaktır.

Koordinatör:
Sevan Ataoğlu, 0536 854 64 66

Aramyan Uncuyan Okulu'ndan Yetişenler Derneği
Moda, Karakol sokak, No:8
(Moda Ptt karşısı, Aramyan Uncuyan Okulu arka sokağı)

Not: Açılış gecesi otoparkımız açık olacak.

Facebook Etkinlik linki

Sabiha Gökçen Havalimanı sergilerimizin 2.ci si Sema"dan Sema"ya 13 Aralık 2015 Pazar tarihinde 16:00 da Açılıyor

Konu : Mevlevi, Semazen, Sema ayini

SEMA, kulun hakikate yönelip, akılla-aşkla yücelip, nefsini terk ederek, Hak’ta yok oluşu ve olgunluğa ermiş, kâmil bir insan olarak tekrar kulluğuna dönüşüdür.



Tüm Sanatseverler davetlidir.

Sabiha Gökçen sergimizde fotoğraflarıyla yer alacak üyelerimiz

Banu Cihan
Baytekin Kara
Coşkun Aydın
Doğan Alpay
Emine Aksoy
Erhan Demiralp
Erol Doğaner
Fikri Özalp
Halil Sarıkaya
Hamiyet Birden
Haydar Yarkın
Hicran Özcan
Hülya Özürk
İlknur Turan Atlı
Jasmin Traub
Kenan Demir
Lale Çaktı
Masis Üşenmez
Navzat Altundaş
Nuri Yontucu
Özlem Köroğlu
Reyhan Türk
Semih Akça
Seval Danışman
Şafak Uçar
Ünal Geciroğlu

Facebook etkinlik Linki 

2 Aralık 2015 Çarşamba

10. FIAP DÜNYA KUPASI SONUÇLARI AÇIKLANDI

SİLLE SANAT SARAYI 10. SIRADA YER ALDI.


 FIAP tarafından her yıl düzenlenen FIAP DÜNYA KUPASI'nın bu yıl 10.su organize edildi. Bütün dünyadan 197 takımın katıldığı yarışmada Sille Sanat Sarayı 10. sırada yer alarak FIAP Mansiyon kazandı.

 Ayrıca derneğimizin Hindistan'dan üyesi olan Sudip Roychoudhury de kişisel değerlendirmelerde "Uncertainly" isimli fotoğrafı ile FIAP Mansiyon kazandı. 10. FIAP Dünya Kupasında Sille Sanat Sarayı adına yer alan 20 fotoğraftan 11 tanesi de "acceptance" ile değerlendirildi. (Kişisel sonuçlar henüz açıklanmadı)

Kaynak

MASİS ÜŞENMEZ - İSTANBUL (WORKER AT GREEN HOUSE)
Benim de yukarıdaki fotoğrafım ile Sille Sanat Sarayı bünyesinde katıldığım yarışmada Türkiye'den pek çok klüp ve dernek başarılı sonuçlarla döndü.

Türkiye'den katılan Dernek ve Toplulukların listesi

10. SILLE SANAT SARAYI
27. MERSIN PHOTOGRAPHY CLUB
29. AFYON FRIG FOTOGRAF DERNEGI (AFFD)
33. YAKIN PLAN
50. IFSAK ISTANBUL
60. ADANA AMATEUR PHOTOGRAPHERS SOCIETY (AFAD)
73. MERSIN OLBA PHOTOGRAPHIC ASSOCIATION
82. GIFSAD (GAZIANTEP IPEKYOLU FOTOGRAF SANATI DERNEGI)
88. ANAFOD ISTANBUL
99. GÜLÜMSEYIN ÇEKIYORUM FOTOGRAF KULÜBÜ
99. ARTISTANNBUL
115. GAFSAD (GAZIANTEP FOTOGRAF SANATI DERNEGI)
132. ISIGI ARAYANLAR UNYE FOTOGRAF TOPLULUGU
136. BÜYÜKÇEKMECE FOTOGRAF KULÜBÜ DERNEGİ (BUFOD)
183. FOTOGRAFYA FOTOGRAF VE SINEMA SANATI DERNEGI

25 Kasım 2015 Çarşamba

iPhone Fotoğrafı Ciddiye Alıyor

Yazıma başlamadan şunu söylemem gerekir ki ne bir iPhone’um oldu ne de iPhone’a geçmek gibi bir niyetim var yakın gelecekte. Android ile tanıştığımdan beri mutlu mesut yaşıyorum. Burada bir IOS-Android savaşı vermek istemiyorum tabii, konumuz bu değil. Ama yazının başlığının iPhone olmasının önemli bir sebebi var. O da reklamları ile bize bir sanat şöleni yaşattığı için teşekkür etmek.

Bir süredir dikkatinizi çekiyordur İstanbul’un billboardlarında, binalarının dış yüzeylerinde müthiş fotoğraflar var. Altlarında ise kısa bir açıklama “Bu fotoğraf iPhone 6 ile çekilmiştir.” işte bu kadar. 24 ülkede 70 şehirde başlatılan bu kampanya bir yandan mobil fotoğrafçılığın kalitesini gösterirken, bir yandan da klişe fotoğraflara savaş açarak amatör fotoğrafçılara neyin iyi fotoğraf olduğu konusunda ipuçları veriyor.

İstanbul’u açık hava sergisine çeviren kampanyada dünyanın dört bir yanından 77 fotoğrafçının cep telefonu ile çektiği fotoğraflar kullanılmış. Kanada’nın donmuş göllerindeki detay fotoğraflarından, Tayland’daki uçsuz bucaksız ayçiçeği tarlalarına, sokak fotoğraflarından gölge/grafik oyunlarına kadar pek çok fotoğraf görmek mümkün.

8 mp’lik bir cep telefonunun gücüne güvenip böyle bir kampanya yapmanın önemli bir noktası da devasa boyutlarda gördüğümüz baskıların “cep telefonu ile çekilen fotoğraf baskıda bozulur, sergilenemez.” gibi söylemleri bir anda silmesi.

Aynı reklam kampanyasının bir ayağı da televizyonlarımızda dönüyor ve bu sefer cep telefonlarımızın video çekme gücünü gösteriyor. Örneğin ağır çekimde bir kuşun kanat çırpması en sevdiğimiz dizinin arasında gözümüze çarpıyor. Böylece sadece fotoğrafta değil videoda da cep telefonlarının ne kadar güçlü kameralar olduğu gösteriliyor. Ancak hala pek çoğumuzun dikey videolar çektiğimizi düşününce Apple kime ne anlatıyor diye de sorabiliriz.

Tabi ben bunları yazarken iPhone 6S çıktı bile ve hem megapixel olarak hem de farklı özellikler ile kameranın gücü gene arttı. 12 megapiksellik 4K video çekebilen kamera Apple’ın megapikselden önemli şeyler var görüşünde olduğunu gösteriyor. Advanced pixel technology, Focus Pixels olarak adlandırdığı yeni teknolojiler ve optical image stabilization ile Apple teknolojiyi bize bırakın siz güzel fotoğraflar çekmeye bakın diyor.

Piyasada iPhone’dan çok daha iyi özelliklere sahip akıllı telefonlar var, ben de onlardan birini kullanıyorum hali hazırda. Şimdiye kadar tüm reklamlar gülümseyip birbirini çeken insanlar üzerine idi. Kameranın teknik yönleri anlatılır anılarınızı ölümsüz hale getireceği söylenirdi. Ancak reklamlarında ilk defa fotoğraf sanatının gücünü kullanan bir marka ile karşılaştığımız için sitedeki ilk yazımda böyle bir teşekkür etmek istedim.

Sosyal Medya’nın gelişen akıllı telefon pazarı ile birlikte güç kazanması cep telefonları ile çekilen fotoğrafların da önemini arttırdı. Fotoğrafçılığın keşfi sanatın demokratikleşmesi için en büyük adımdır denir. Sanatı sokağa indirmiş, herkesin ulaşabileceği bir şey haline getirmiştir.

Ancak 35mm filmin bulunmasına ve Kodak’ın 1 usd’ye kamera satmaya başlamasına kadar gene de fotoğraf çok ulaşılabilir olamadı. Bu gelişmeler bir devrim yarattı ve sanatı insana yaklaştırdı.

Dijital fotoğrafın ortaya çıkışından sonra ise en büyük fotoğraf devrimi cep telefonlarına kamera koyulmasıdır. Ancak mobil fotoğrafçılık önemini asıl IOS ve Android’in ortaya çıkmasından sonra Instagram, Snapseed, Vsco gibi aplikasyonların gücü ile kazandı.  Artık gelinen bu noktada mobil fotoğrafçılığın gücünü inkar edemeyiz.

Apple’ın bu kampanyasından çıkarmamız gereken ders “Ama bende o kadar iyi bir kamera yok”, ”Ama bende o lens yok”, “Fotoğraf çekecek zamanım olmuyor” gibi mazeretleri bırakıp elimizde o anda nasıl bir kamera varsa onun sınırlarını zorlayarak fotoğraflar üretebilmek.

Ünlü fotoğrafçı ve mentor Chase Jarvis’in dediği gibi “En iyi kamera yanınızda olandır.”

Fotoğrafçı Brendan Ó, Danimarka. Farklı açılardan nasıl güçü grafik öğeleri içeren bir fotoğraf çekebileceğimizi göstermiş.


Cielo D , Kaliforniya, Instagram’ın en büyük klişelerinden biri olan ayak çekmeyi ıslan bir yolda yansımasını da alarak adeta sürreal bir boyuta getiriyor.




Dipnot: Bu yazı ilk defa fotografhaberleri.net 'de yayınlanmıştır.

11 Kasım 2015 Çarşamba

Fotogen 30. Yıl Sergisi

30 yılda...

Merhaba;

Kurulduğu 1985 yılından beri fotoğraf sanatının yaygınlaşması, nitelikli fotograf üretiminin artırılması ve fotoğrafın evrensel dili yoluyla sanat ve kültür değerlerinin paylaşılması yönündeki çabalarını aksatmaksızın sürdürmekte olan FOTOGEN Fotograf Sanatı Derneği , 30. Yılını Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi’nde açacağı ‘’ 30 yılda... ‘’ adlı bir sergi ile kutluyor.

20 Kasım 2015 tatihinde açılacak sergide, aynı zamanda Fotogen üyesi sanatçıların fotograflarının yanısıra FOTOGEN’in 30 yılının da önemli kilometre taşlarının saptandığı, sergi ile aynı adı taşıyan bir albüm de ziyaretçilere sunulacak.

30 yılda...
Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi
20 - 30 Kasım 2015


Açılış: 20 Kasım 2015 Saat 18:30

Katılımcılar

ONUR ÜYELERİ
Ersin Alok , Mehmet Bayhan , Galip Dülger , Halim Kulaksız , İbrahim Zaman

ÜYELER
Remziye Akçay , Ayse Bagdemir , Ali Balkı , Zehra Çöplü , Yusuf Darıyerli , Ömer Demirbilek , Mehmet Naci Demirkol ,Tülin Dizdaroğlu , Engin Ertan , Agop Ezgilioğlu , İhsan Gerçelman ,İbrahim Göksungur , Serra Gültürk , Süleyman Gündüz , Sultan Güner , Ali Ilgazlı , Salih Zeki İlban ,Hakan İlban , Baytekin Kara , Sema Karlıova , Cengiz Karlıova , Sakir Kemerli , Kumral Kepkep , Tuğba Kırallı , Sevdiye Kurucu , Öner Mangut , Selahattin Nemlioğlu , Uğur Okçu , Selçuk Özdil , Murat Sertan Sağmanlı , Cengiz Sakarya ,Özkan Samioğlu , Firdevs Sayılan , Selim Seval , Atilla Tanyeli , Masis Üşenmez , Uğur Varlı , Bülent Süleyman Vural , Habip Yanç , Neslihan Yazıcılar , Bülent Yüksel


10 Kasım 2015 Salı

Fujifilm X-T10 Video İnceleme

Daha önce şurada Fujifilm X-T10 ile ilgili afra tafra yapmıştım. Doyamayanlar için bir de video inceleme hazırlamak istedim. İlk olduğu için çeşitli kusurlar içinde barındırıyor. Umarım almak isteyenler için yol gösterici olur.

3 Kasım 2015 Salı

Fujifilm X-T10 İnceleme

Fujifilm Aynasız Makineler arasındaki rekabeti arttırmaya devam ediyor. Hem DSLR’lar ile yarışacak kalitede ürünler sunarken hem de Aynasızlar arasında farklı olmak için özellikle dizayn olarak retro tasarımlar ile fotoğrafçıların aklını çelmeyi başarıyor.



Fujifilm X-T1 hala markanın amiral gemisi olarak varlığını sürdürürken Fujifilm daha orta segment kullanıcıları düşünerek Fujifilm X-T10’u tanıttı.


İlk bakışta Fujifilm X-T10, X-T1’in daha ufak, hafif, rahat kullanımlı ve ucuz versiyonu olarak göze çarpıyor. Belli başlı özelliklerine bakmak gerekirse;


16.3 MP APS-C X-Trans CMOS II Sensor
EXR Processor II
0.39″ 2,360k-Nokta 0.62x OLED Bakaç
3.0″ 920k-Nokta Hareketli LCD Monitor
Full HD 1080p Video Kaydı, 60 fps destekli
Wi-Fi bağlantı desteği
77 Noktadan Akıllı Hybrid AF
Saniyede 8 Kare Çekim
ISO 100-51200
Film Simülasyon Modu,
Elektronik Enstantane
Pop-Up Flash


Görüldüğü gibi X-T10, kağıt üstünde oldukça güçlü bir makine. Fujifilm Türkiye sağ olsun makineyi test etmem için hem 18-55 hem de 16-50 kit lensleri ile gönderdi. Şimdi incelememe geçelim.


Ergonomi




X-T10’un basit,sade ve hızlı olması istenmiş. Bunun için de X-T1’in iyi yönlerinin bir çoğu alınarak daha sade bir tasarımla birleştirilmiş.


XT-1’den en büyük farkı makinenin metal gövdesinin su, toz ve kötü hava koşullarına karşı dayanıklı bir gövde olmaması. Bu da direkt olarak fiyata ve ağırlığa etki ediyor. Yani ne ödüyorsanız ona göre bir makine alıyorsunuz. Ancak bu demek değil ki makine yağmurda çamurda sizi yarı yolda bırakacak. Bir BIM torbası ile bile her makineyi yağmurdan korumanız mümkün. Ayrıca hava koşullarına dayanıklı magnezyum gövdelerde bile sorunlar yaşanabiliyor. Bu yüzden biraz da şansınız varsa normal şartlarda makine ile herhangi bir problem yaşamanız zor.


16.3 MP APS-C CMOS Sensöre göre makinenin oldukça kompakt ve güzel bir dizaynı var. Hem micro 4/3 olmayıp, 1.5 çarpanlı bir sensör kullanıp, hem de bu kadar minik olmayı başarması makinenin el büyük albenisi olabilir.


Elde tutuşta da makinenin oldukça dengeli olduğunu söyleyebilirim. Hem ön tarafta elinizi kavrayan hem de arka tarafta başparmağınızı dayamanızı sağlayan gripler tek elle bile makineyi rahat bir şekilde kullanmanızı sağlıyor.


Her zamanki Fujifilm işçilik kalitesi bu makinede de kendini gösteriyor. Hatta gelen şikayetlere göre X-T1’in ufak tefek dizayn sorunlarının bu makinede aşıldığını da söyleyebilirim.


Kullanım Kolaylığı


XT-1’in küçültülmüş versiyonu olduğunu söylemiştim. X-T10 üstünde çok daha az ayar ve teker ile geliyor. Özellikle üst bölümde atanmış bir ISO tekerinin olmaması en büyük eksisi olarak görülebilir. Ancak ISO’yu değiştirmek gene de son derece basit.


Makinenin bir çok tuşuna istediğimiz özellikleri atayabiliyoruz. Örneğin ben ISO’yu önde bulunan ufak siyah tekere yükledim ve böylece bastığım anda makinenin ISO’yu değiştirmesini sağladım. Ayrıca tüm Fujifilm makinelerinde bulunan q tuşu ile bir çok ayara tek ekrandan erişip değiştirebiliyoruz.


Yani kısaca makine özellikle sokak fotoğrafçılarının işine yarayacak pek çok kolaylık sunuyor.


Teknik Özellikler


WI-FI


Fujifilm X-T10 son yıllarda çıkan tüm Fujifilm aynasızlar gibi dahili WI-FI ile geliyor. Akıllı cep telefonları ve tabletleriniz ile makinenin içinden fotoğrafları aktarabileceğiniz gibi tüm fonksiyonlarına da erişip fotoğraf çekebiliyorsunuz. Özellikle sokakta gizlice çekim yapmak isteyenler için oldukça kullanışlı bir özellik olduğunu belirtmem gerek. Bruce Gilden gibi çok yakından insan çekmeyi seviyor ama cesaret edemiyorsanız cep telefonunuzun ekranı ile kamerayı kontrol edip fotoğraf çekebilirsiniz.


ISO


Makine yüksek ISO oranlarında da abisi X-T1’i aratmıyor. 6400 ISO’ya kadar temiz fotoğraflar üretmek mümkün. Tabi 6400’ü geçtiğiniz taktirde grain ile karşılaşmak durumundasınız. Ancak çarpanlı bir makineye göre oldukça başarılı bir ISO performansı var.


AUTOFOCUS


X-T10 ile birlikte Fujifilm netlemeye daha çok kafa patlatmaya başladı. Özellikle hareketli objeleri netlemede X-T1’de bile problem yaşanıyordu. X-T10 yeni bir AF sistemi ile geldi ve bu problemleri aşmaya çalışıyor. X-T10, 77 noktadan Zone AF yapmayı başarıyor. Bu da nerede ise gördüğünüz karenin istediğiniz herhangi bir noktasına netleme yapabilmek demek.


X-T1 de firmware update’i ile ufak kardeşinin özelliklerine kavuştu. Genel olarak AF hızı kit lenste dahi başarılı. Artık aynasızlarlar ile DSLR’ların AF konusunda oldukça benzer neticeler verdiğini söylemek lazım. Ancak gene de özellikle hızlı objeleri netlemede problemler yaşayabilirsiniz. Ancak genel kullanım için herhangi bir hız kaybı olacağını düşünmeyin.


İMAJ KALİTESİ


Bir fotoğraf makinesinden en büyük beklentimiz tabii ki düzgün fotoğraf üretebilmesidir. X-T10 segmenti içinde bu işi en iyi kotaran makinelerden biri. Bunun da en büyük nedeni X-T1 ile aynı sensörü ve işlemciyi paylaşması. Yani daha ucuz mal diye daha kötü fotoğraf çekiyor ya da X-T1 kadar iyi çekemiyor gibi bir düşünceye kapılmayın.


Ancak şunu da belirtmek lazım ki ne kadar “Megapiksel önemli değil mühim olan insanlık??” desek de artık 20mp’lik makineler nerede ise standart olmuşken Fujifilm’den de daha yüksek mp’ler beklemiyor değilim.


LCD ve Elektronik Vizör


2.36m nokta çözünürlükte OLED Elektronik vizör 0.005 saniye gecikme ile görüntüyü bize yansıtıyor. Büyük abi X-T1’den en büyük farkı 0.62x büyütme oranına sahip olması. X-T1’de bu oran 0.77x idi. Çok kafaya takılacak bir fark olduğunu düşünmedim açıkcası. Vizör gayet iyi bir şekilde çalışıyor. Zaten aynasızlara alıştıkça vizörü de daha az kullanmaya başlıyoruz açıkcası.


3-inch 920k-nokta LCD döndürülebilir ekran bize net bir görüntü sunuyor. En büyük eksikliği ise Fujifilm’in şimdiye kadar tercih etmediği dokunmatik özelliğinin olmaması. Dokunmatiğin özellikle netleme için oldukça yararlı bir özellik olduğunu düşünüyorum.


Elektronik Obtüratör


X-T10’un üzerindeki tekerden makineyi 1/4000 enstantane’ye kadar çıkarmak mümkün. Ancak daha yüksek hızlara çıkmak istiyorsanız(Ama neden??) elektronik Obtüratör’ü kullanabilirsiniz. Bu sayede 1/32000 gibi deli işi bir hıza çıkmak mümkün.


Pop-Up Flash ve Otomatik kip


X-T1’de en çok yadırgadığım şeylerden biri Pop-Up flash’ın olmaması idi. Kutudan çıkan flash’ı kızağa takmak gerekiyordu. X-T10 sessiz çoğunluğun sesini duymuş olacak ki pentaprizma gibi duran şeyi bir Pop-Up flash’a çevirmiş. Tabi bu flash ile portre falan çekmeye çalışmayın. Ancak özellikle anı için fotoğraf çektiğinizde bir nebze de olsa işinize yarayacaktır.


X-T10’un yeni kullanıcıları hedef aldığını gösteren en büyük özellik ise Auto modu için bir tuş atanmış olması. Enstantane değerlerinin hemen yanında auto modunu açıp kapayabiliyoruz. Fujifilm şimdiye kadar bu segmentte aynasızlarında DSLR’larda olan P, A, S gibi klasik modları kullanmamıştı. X-T10’a Auto modunun getirilmesi bu yönden ilginç.


Video Performansı


Video çekimi hiç bir zaman Fujifilm’in ana konusu olmadı. X-T10 da bu konuda bir istisna değil. Üzerindeki kırmızı noktaya bir iki saniye süresince basarak çekime başlayabiliyoruz. 1080p Full HD 60 fps video çekebiliyor. Ancak artık cep telefonları bile 4K video çekerken Fujifilm’in geride kaldığını söyleyebiliriz.


Film Simülasyonları


Fujifilm aynasızların en güçlü olduğu konulardan biri de jpeg kalitesi. Makineden çıkan jpegler kullandığınız film simülasyonuna göre oldukça güzel sonuçlar veriyor. X-T10 da X-T1’in sağladığı tüm film simülasyonlarına sahip. Özellikle siyah beyaz sokak fotoğrafları çekenler için pek çok seçenek var. Ben renklide Velvia’yı Siyah Beyaz’da ise Kırmızı filtreli S/B ayarını çokça kullanıyorum. Direkt telefona atıp instagramdan yayınlamak istiyorsanız film simülasyonları çok işinize yarayacaktır. Lightroom’da da raw dosyaları film simülasyonlarına göre değiştirmenizi sağlayan ayarlar mevcut. Böylece Jpeg’in kısıtlamalarından da kurtuluyorsunuz.


 



Fuji 16-50mm f3.5-5.6 vs 18-55mm f2.8-4


Daha önce 18-55’i X-T1 üstünde deneme fırsatım olmuştu. Kısaca söylemek gerekirse piyasadaki en iyi kit lenslerden biri. 18mm’de f2.8 diyafram açıklığı vermesi de büyük artı. Ayrıca üzerinde titreşim engelleme var, diyafram halkası ve otomatik/manuel netleme tuşu var. İyi görüntü veren kaliteli bir objektif.


16-50 ise daha elinize aldığınızda plastik yapısı ile 18-55’in ucuz bir versiyonu olduğunu gösteriyor. Görüntü kalitesi iyi olsa da iki lens arasında bir seçim yapmak gerekirse kesinlikle 18-55’e yatırım yapmanızın daha anlamlı olacağını düşünüyorum. Ancak günlük kullanım için daha hafif bir zoom lens istiyorsanız tek alternatif 16-50 olacaktır.


Rakip
Aynasız piyasada rekabet DSLR’ları aşmış durumda. Her yeni modelde hem özellik hem de şekil olarak makinelerde iyileştirmelere gidiliyor. X-T10’a en büyük rakip şekil ve performans olarak çok yakın olan Olympus OM-D E-M10. E-M10 da büyük abileri E-M5 ve E-M1’in ufak versiyonu olarak özellikle sokak ve gezi fotoğrafçılarını hedef almış bir ürün. Ancak X-T1 ile en büyük farkları sensör boyları olarak dikkat çekiyor. E-M10’u kurcalama şansım olmadığı için çok da fazla yorum yapamayacağım.


Son Sözler


Artıları:


  • İmaj Kalitesi
  • Kompakt, sade, hafif, retro görünüm
  • ISO Performansı
  • Fiyat/Performans oranı    
  • Fujifilm’in X Mount lenslerinin kalitesi
  • Film simülasyonları ve Jpeg kalitesi


Eksiler;


  • Dokunmatik LCD’nin olmaması
  • ISO tekerinin olmaması(Bunun yerine 7 fonksiyon tuşundan birini ISO için atayabiliyoruz)
  • Pil ömrü hala zayıf
  • 4K video yok


Fujifilm X-T10 boyundan büyük işler yapan bir makine. Özellikle X-T1’e sahip olup ikinci bir body isteyen kullanıcılar için bence en iyi alternatif. Yeni başlayacaklar için de özellikleri ile fotoğrafçılığı sevmelerini ve eğlenmelerini sağlayacağını düşünüyorum.

Fujifilm X-T10 özellikle sokak ve gezi fotoğrafı çekenlerin, günlük kullanım için hafif ve güçlü bir makine arayanların, uzun turlara çıkanların yanından ayırmak istemeyecekleri bir yol arkadaşı olacaktır.

Örnek Fotoğraflar














20 Ekim 2015 Salı

Humans Of New York Projesinden Çıkarılabilecek Dersler



Özellikle sosyal medya ile içli dışlı, benim de içinde bulunduğum jenerasyonun yakından tanıdığı bir isim Brandon Stanton. 2010 yılında New Yorkluların portrelerini çekmek için çıktığı yolculukta belki de hiç hayal etmediği bir noktaya geldi. Modelleri ile yaşadığı samimi sohbetleri fotoğraflarına katarak büyük bir beğeni kazandı. Çıkardığı kitapları bestseller listelerinin müdavimi oldu.

Hayallerinin peşinden koşan bir kişilik olan Stanton, büyük bir firmada çalışıp ortalama bir yaşam sürerken işler kötüye gitmeye başlıyor. O da ben fotoğrafçı olmak istiyorum diyor ve her şeyini geride bırakıp New York’ta bir ufak dairede yeni aldığı fotoğraf makinesinden başka bir şeyi olmadan yaşamaya başlıyor. Aklındaki proje ilginç, New Yorkluları çekerek bir seri yapmak. Başlarda hem maddi olarak hem de bir fotoğrafçı olarak zorlansa da kısa zamanda açtığı blog hit patlaması yapıyor. Stanton’un samimi sorularına modellerinin verdiği ilginç cevaplar ilgiyi her daim üstünde tutuyor.

Fotoğraflarının gücü o kadar artıyor ki, her ele aldığı konu bir anda sosyal medyada önemli bir farkındalık yaratıyor. Bunu gören kuruluşların da desteği ile Brandon Stanton İran, Suriye, Irak gibi büyük sosyal problemleri olan ülkelerden hikayeler anlatmaya başlıyor.

Gelinen noktada 15 milyonu aşkın Facebook, 4 milyona yakın Instagram takipçisi ile Stanton müthiş bir güç olmuş durumda.


Pek çok usta fotoğrafçının kitaplarından çok satan ve de daha çok takipçisi olan Stanton’un ardındaki sır ne?

Öncelikle fotoğrafları “candid” dediğimiz yani modelin farkında olmadan çekildiği sokak fotoğrafı tarzında değil. Bir çok sokak fotoğrafçısının aksine Stanton çekmek istediği kişi ile müthiş bir bağ kurduktan sonra fotoğrafını çekiyor. “En mutlu anın nedir?” “En acı anını anlatır mısın?” “Nelerden korkarsın?” gibi sorular ile onlardan aldığı cevapları da fotoğraflarına ekleyerek seyirciye bir hikaye sunuyor.

Sokakta insanların fotoğraflarını çekmek belki çok orijinal bir fikir değil, ancak Stanton’ın sosyal becerileri buralara gelmesindeki en büyük neden. Demek istediğim asla Stanton’ın kötü bir fotoğrafçı olduğu değil, aksine portreleri çok sıcak ve içten, ama kurduğu hikayeler onları bambaşka yerlere taşıyor.

Son olarak Suriyeli mültecileri ele alan Stanton daha önce yapmadığı kadar çok hikayeyi fotoğrafın üstüne koymaya başladı. Bu yeni tarzında artık bir foto muhabir olduğundan söz edebiliriz. Özellikle bu son çalışmasında bir kişinin üç ila dört arası fotoğrafını çekerek her postunda birini kullanıp, modelin bir paragraflık bir anısını yazıyor. Böylece izleyicileri de hikayenin nereye gideceğini merakla beklemeye başlıyor.

Gelinen noktada Stanton çok iyi bir gözlemci ve yazar olarak başarısına başarı katıyor, sosyal problemlere başarı ile değiniyor, ancak bir fotoğraf projesinin bu denli yazı ile boğulması fotoğraf için ne kadar doğru?
Fotoğrafın vurucu gücünün yazının altında ezildiğini kabul etmek gerek. Bu yüzden dengeyi iyi kurmak gerektiğini düşünüyorum. İlk dönemini ele alırsak Humans Of New York bu dengeyi kurmak konusunda çok başarılı bir projeydi. Ancak gelinen noktada artık okun çok uzaklara gittiğini görmek mümkün.

Biz fotoğrafçılara düşen Stanton’ın sihrinden dersler çıkarmak. İnsanlarla nasıl etkileşime geçileceği, basit bir projenin tüm dünyada tanınan bir marka haline nasıl getirilebileceği gibi  konularda Stanton’ın anlatacağı çok şey var. O yüzden takipte kalmaya devam edin.



Dipnot: Bu yazı ilk defa fotografhaberleri.net sitesinde yayınlanmıştır.

28 Eylül 2015 Pazartesi

“Turkey By Photographs” Sergisi Los Angeles'da

Aydın Tuna Palabıyıkoğlu’nun küratörlüğünde, benim de aralarında bulunduğum, 12 fotoğrafçının katıldığı “Turkey By Photographs” Sergisi Amerika’da City Club La’de açıldı.




Turkey: Culture and Business Event kapsamında düzenlenen, Türkiye Cumhuriyeti Los Angeles Başkonsolosluğu, City Club La ve WECTAC’ın organize ettiği sergi 22 Eylül’de açıldı.




Sergiye Katılan Fotografçılar (Soyadlarına göre)

Ali Emre Algınguzel
Nebiye Azak
Caner Başer
Halit Ömer Camcı
Mert Gündoğdu
M.Burak Kinacılar
Onur Şahin
Aydin Palabiyikoğlu
Said Nuri Tetik
Berkin Tuncar
Meral Ünal
Masis Üşenmez
Murat Utku Zırh

ANAFOD Sezonu Açıyor

Üyesi olduğum İstanbul Anadolu Yakası Fotoğraf Sanatı Derneği (ANAFOD)  2015-2016 sezon ezon açılışını 03 Ekim 2015 Cumartesi günü saat 16:00 da Türkan Saylan Kültür Merkezinde gerçekleştiriyor. Açılışta ANAFOD ve Büyükçekmece Fotoğraf Kulübü Derneği (BÜFOD) üyelerinin karma sergisi ile birlikte fotoğraf sanatçılarının kitaplarını imzalayacağı bir imza günü de gerçekleştirilecek.



İmza gününe katılacak fotoğraf sanatçıları ise şu isimlerden oluşuyor :

. Sabit Kalfagil
. Gültekin Çizgen
. Özkan Samioğlu
. Tahsin Aydoğmuş
. Tülin Dizdaroğlu
. Alberto Modiano
. Cengiz Akduman
. Tuğrul Çakar

Fotografhaberleri yayın hayatına başladı

Metin Ekinci ve Zeynep Seda Çakır'ın kurduğu,  Gül Yıldız, Hüseyin Aldırmaz, Nezihi Gözen ve benim yazarları içinde yer aldığımız http://fotografhaberleri.net/ yayın hayatına sıkı bir giriş yaptı.

Sektörden haberler, sergi, gezi, etkinlik duyurularının yanında bizlerin köşelerimizde fotoğrafçılık hakkında köşe yazıları yazacağımız site bu alanda Türkçe içerik boşluğunu doldurmak için önemli bir adım.

Bu demek değil ki kendi blogumu ihmal edeceğim, burası benim kişisel alanım olduğu için daha rahat bir dille yazıyorum. Ancak daha geniş bir kitleye ulaşmak için Fotoğraf Haberleri sitesine de katkıda bulunmak niyetindeyim.



Umarım tüm fotoğraf camiyasına yarar sağlayacak bir girişim olur.

İlk yazım iPhone’un Fotoğraf Sanatını Sokağa Taşıması 'nı site üzerinden okuyabilirsiniz.

7 Eylül 2015 Pazartesi

Canon M3 Aynasız Makine İncelemesi


Canon Türkiye son dönemde güzel işler yapıyor. Son kullanıcı ile teması güçlendirmeye çalışıyorlar. Bunun için de Türkiye'nin en büyük fotoğraf forumlarından biri olan CanonTurk'ün yöneticilerinden Mert Gündoğdu'yu kadroya kattılar.

Mert ile tanışıklığımız CanonTurk'ün ilk yıllarına dayanıyor. Kendisinin yıllardır Canon'un tanıtımı için ne kadar uğraştığını iyi biliyorum. Bu yüzden göreve getirildiğini duyduğumda da çok sevinmiştim. Umarım iki taraf için de iyi olur.

Tabii ki Mert başta olunca bize de istediğimiz aleti test etme şansı doğdu. Kendisinden Canon'un aynasız serisinin yeni modeli M3'ü denemek için istedim. Hem 18-55 kit lens hem de 22mm prime ile beraber gönderdi.

Canon M serisi 2012'nin ortalarında çıktığında büyük bir heyecan yaratmıştı. Sonunda pazarın iki büyük liderinden biri aynasız piyasasına giriyordu. Eski Canon kullanıcılarını cezbedeceği aşikardı. Ancak gerek dizaynı, gerek ise özellikleri ile pazarda istediği yeri alamadı. Özellikle Auto Focus'u çok eleştirildi. Ne kadar firmwareler ile sorunlar giderilmeye çalışıldı ise de satışları hayal kırıklığı yaşattı. Hatta çıkış fiyatının %80 altına kadar düştü fiyatı.

Canon M'in başarısızlığı Canon'un da seriye güvenini zedelemiş olacak ki az bir değişiklik ile ortaya çıkan M2 sadece Asya pazarında satıldı. M3 ise şimdilik Avrupa ve Asya pazarını hedef alıyor.


Peki M serisi üzerindeki bu kara bulutlar M3 ile dağıtılabilecek mi? Şimdi bu soruya cevap arayalım.

Elime geçen Canon M3'ün kısaca teknik detaylarına bakalım;

24.2-milyon-pixel, APS-C CMOS sensor
Canon EF-M mount
ISO 100-12,800 standard, (100-25,600 genişletilmiş)
4.2fps seri çekim
Full HD video saniyede 30fps, 25fps ve 24fps

Görüldüğü gibi kağıt üzerinde teknik olarak makinede bir sıkıntı yok. Canon bu sefer hem G serisi kompakt kullanıcılarını hem de ikinci bir Canon body arayışındaki halihazırdaki DSLR kullanıcılarını cezbedecek bir makine yapmış. Neden yedek body arayanlar Canon M isteyecektir? Çünkü burada yazmasa da Canon'un yapmış olduğu çevirici ile Canon EF lensleri Canon M üzerinde kullanmak mümkün. Ancak şu da unutulmamalı ki özellikle ağır zoom lensleri bu minik body'de kullanmak oldukça güç ve dışarıdan bakıldığında da hiç ergonomik durmuyor. AF hızının lense göre değiştiğini söylemeliyim. STM serisi Canon lenslerde bir sıkıntı yaşamayacaksınız ancak eski netleme motorlu lensler oldukça yavaş kalıyor. Gene de 85mm 1.8 ile yaptığım denemede memnun kaldım.

Peki Canon müşterileri için Canon M iyi bir alternatif olabilir dedik ama fotoğrafa yeni başlayan ve DSLR taşımak istemeyen yeni kullanıcılar Canon M'den memnun kalacak mı? Cevabı zor. Bir taraftan Canon markasına güvenip bu seriye geçebilecekler olacaktır. Ancak ortada 2012 yılından beri piyasada olan bir sistem var ve kendisi için çıkarılmış lens adedi sadece 4. Bu dönemlerde çıkan Leica T sistemi bile Canon'u lens konusunda geçmek üzere, Sony, Olympus, Fuji, Samsung gibi markalarla lens çeşitliliği konusunda karşılaştırmak bile yersiz.



Lens çeşitliliği dışında takıldığım bir başka nokta da seri çekim hızının yalnızca 4.2 fps'de kalması. Bu segment makinelerde artık standart 8 fps'den söz ediyoruz ve Canon bunun çok altında kalıyor. Yetersiz mi derseniz tabii ki değil sonuçta bu alet ile spor fotoğrafçılığı yapmayacaksınız ancak verilen para karşılığı benzerlerden düşük özellikle karşılaşmak istemiyor insan.

Kötü yanları baştan sıralayıp makinenin iyi yanlarına geçelim. 24.2-milyon-pixel, APS-C CMOS sensor 750D&760D serisi DSLR'larda kullanılan ile aynı. Oldukça güçlü olan sensor'un imaj kalitesi mükemmel. Zaten fotoğraf makinesinden en büyük beklentimiz bence fotoğrafın kalitesi olmalı yoksa cep telefonlarımızla da iyi fotoğraf üretebiliyoruz.

Dizayn olarak Canon önceki M modellerinden ağzı yanmış olacak ufak makinelerindeki en iyi özellikleri Canon M3'e entegre etmiş. Sağ elinizle tuttuğunuzda hand grip'in başarısını hissedeceksiniz. Gerçekten tutuş açısından bu ufaklıkta bir makine için çok başarılı bir dizayna imza atmışlar.

Tamamen dönen ekran selfie çekiminde vazgeçilmez olacağı gibi dokunmatik başarısı da kendinden söz ettiriyor. Ancak en güzeli ise kameranın üstünde bulunan pozlama telafisi tekeri. Özellikle benim gibi sokakta enstantane öncelikli modda çalışmayı sevenler için hızlıca pozlama telafisi yapabilmek büyük kolaylık.

Dizayn olarak sevmediğim bir tek şey var o da açma kapa düğmesi, mod tekerinin hemen yanında yer alan ufacık bir düğmeden makine açılıp kapanıyor ve çekimde iken kendi kendini kapadığı için alet sürekli kapalıymış gibi geldi bana. Herhalde bir stand-by modu vardır ama ben menü içinde bulamadım. Ancak gene de benzerleri gibi daha iyi bir on/off tuşu olsa güzel olurdu.

Yeni teknolojinin tüm nimetlerini de Canon M3'de bulmak mümkün. Wi-Fi ile telefondan ve tabletten fotoğrafları indirebilir, fotoğraf çekebilir, akıllı telefonunuzu bir kamera ekranı gibi kontrol edebilirsiniz. Ayrıca NFC ile de kolayca eşleştirmek mümkün. Tüm bu kolaylıklara rağmen Canon eski teknolojiyi de unutmayıp IR alıcısı koymuş, böylece uzaktan kumanda ile de fotoğraf çekebilmek mümkün oluyor.



Canon M3'de elektronik bakaç yok. Bu yüzden LCD ekrana çok iş düşüyor. Neyse ki oldukça başarılı dokunmatik bir LCD var. Ekrandan bir çok ayarı da hızlıca değiştirmek mümkün. Gene de benim gibi bakaça alışmış kullanıcılar için de flash kızağına monte edilebilen harici bir bakaç yapılmış. EVF-DC1 kodlu bu ürün için de ayrıca iyi bir para ödemek gerekiyor tabii ki.

Kameranın sol yanında bulunan flash'ı açtığınızda yukarı doğru minik bir flash fırlıyor. Alet bu şekilde sanki Wall-E'nin kameralı versiyonu gibi duruyor. Flash'ın bu şekilde yukarıda olması özellikle anı fotoğraflarında kullanıldığı düşünülürse objektiften uzakta kaldığı için kırmızı göz problemini gidermek açısından iyi olmuş. Ayrıca normal flash kızağına da herhangi bir TTL flash takmanız mümkün.

Başlarda dediğim gibi M serisinin en büyük problemi AF idi. Canon M3'e baktığımızda ise AF'nin oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. Özellikle günlük kullanımda herhangi bir sıkıntı yaratmayacaktır. Hareketli objeleri de bir yere kadar netleyebilen makine bu konuda çok da başarılı değil.

49 noktadan AF almak mümkün ve çerçevenin büyük kısmını kullanabiliyoruz. Tabii ki en başarılı netleme bölgesi orta nokta. Ben genelde orta noktadan netleyip sonra kadrajı düzelten biriyimdir. Bu yönden AF'de herhangi bir sorun yaşamadım. Tek problem aşağıda gördüğünüz tırtıl fotosunda hiç bir şekilde tırtıla netlemeyi başaramadım, sürekli arka bölge netlendi. Manuele alıp elle netleme yapınca ancak başarabildim netlemeyi. Manuel netlemede net alanların kırmızı, sarı gibi renklerle göstermesi(focus-peaking) işinizi çok kolaylaştırıyor. Bu özelliği menüden ayarlayabiliyorsunuz.

22mm ile çektiğim fotoğrafta tırtılı orta noktaya almama rağmen AF ile netlemeyi başaramadım.

Canon M3 oldukça hızlı bir şekilde açılıyor. Bu yönden sokak fotoğrafçısı için güzel bir alet yalnız benzerlerine göre çok az bir deklanşör gecikmesi hissediliyor. Bir firmware update ile düzeltileceğini umarım.

ISO başarımını da beğendim. 6400 ISO'ya kadar kabul edilebilir fotoğraflar çekebilirsiniz. 800 ISO'a kadar da gönül rahatlığı ile kullanılabilir.

Makine ile beraber gelen 18-55 kit lens başarılı. IS özelliği olması yüksek diyafram değerlerini bir nebze de olsa kabul ettirebiliyor. Ancak bu lens ile beraber makinenin çok da kompakt durmadığını söylemem lazım. Özellikle 22mm f2 prime lensi kullanmadıkça makine diğer lenslerle beraber oldukça fazla yer işgal ediyor. Ancak 22mm ile birlikte ise tam bir sokak fotoğrafçısı makinesi. Sürekli yanınızda dolaştırabileceğiniz bir makine oluyor.

Sonuca bakmak gerekirse Canon M3 önceki M serisi felaketlerine göre son derece başarılı bir makine. Kompakt, kaliteli bir yapısı var. Gerek tuş takımı olsun gerek ise dokunmatik ekranı olsun kullanım kolaylığı sağlıyor. 24 mp APS-C CMOS sensor oldukça başarılı görüntüler sunuyor. AF hızı sizi tatmin edecektir. Ancak EF-M lenslerin azlığı, konnektör ile bağladığınız EF lenslerin AF hızının düşük olacağını göze almanız lazım. İlla EF lensli kompakt bir Canon kullanmak istiyorsanız 100D hala daha iyi bir alternatif olacaktır.

Ayrıca seri çekimin 4 fps'de kalması ile rakiplerinin yanına yaklaşamıyor. Gene de bunlara rağmen asıl problemi şu an için yüksek fiyatı. Bu fiyata piyasada çok daha oturmuş alternatifler var.

Canon, M3 ile özellikle elinde tuttuğu müşteriyi hedef alıyor. Hem G serisi kullanıp daha profesyonel bir seriye geçmek isteyenler hem de yedek makine isteyen DSLR kullanıcıları için Canon M3 gerçekten çok iyi bir alternatif. Ancak yeni kullanıcılar için fiyatın düşmesinin beklenmesi ya da Canon'un EF-M serisi lenslere gerekli ilgiyi gösterip göstermeyeceğine bakılması gerekiyor. Şimdiki hali ile sokak ve gezi fotoğrafçıları için iyi bir alternatif olabilir ancak farklı tarzda çalışan fotoğrafçılar için çok fazla imkan sunmuyor.

Canon M3 ile test çekimlerim;