Öne Çıkan Yayın

Sadece bir fotoğrafçı değil bir ikon; David Bailey

29 Aralık 2014 Pazartesi

Sokak Fotoğrafçıları İçin Fujifilm X100T incelemesi

Blogu ya da benim işlerimi takip edenler Fujifilm X100S'i ne kadar sevdiğimi bilirler. Gerek kullanım kolaylığı gerekse ufak boyutları ile günlük kullanımda bir sokak fotoğrafçısının yanından ayırmaması gereken bir makinedir. Ancak eksikleri yok mu? Tabii ki var. İşte Fuji de geri bildirimleri dikkate alarak bazı eksiklikleri giderip X100 serisinin 3. versiyonu ile karşımıza çıktı.


Ben de Türkiye'ye gelmesi ile birlikte Fujifilm Türkiye'den denemek için makineyi istedim. İki hafta boyunca makineyi etraflıca kullanma şansım oldu. Böylece elimdeki X100S ile karşılaştırdığımda artılarını da görmüş oldum. İlk hafta Adana'da kullandım ikinci hafta ise Paris gezimizde yanıma aldım. Özelliklerine göre ufak yapısı ile üzerimde bir makine ağırlığı olduğunu unutarak gezilerin tadını çıkardım.

Öncelikle X100 serisini tanımıyorsanız şuradaki X100S incelememe bir bakmanızı öneririm. Ondan sonra bu yazıya dönerseniz burada daha çok yeni özellikleri aktarmaya çalışacağım. Böylece hem X100S sahipleri için yenilemeye gerek var mı sorusunu cevaplamış olacağız hem de X100'leri sevenler için hangi modelin daha iyi olduğuna karar verebileceğiz. Evet hazırsak başlıyoruz.

YENİLİKLER:

Makinenin yeniliklerine baktığımızda en önemlilerini şöyle sıralayabiliriz. Daha iyi otomatik netleme hızı, daha hızlı elektronik vizör, Wi-Fi ile fotoğrafları aktarma özelliği, yeni bir film simülasyonu(Classic Chrome), 1/32000'e çıkan elektronik shutter, lensin üzerinden değişen diyafram değerleri 1/3 stop olarak ayarlanmış(eski versiyonlarda 1 stoptu) büyütülmüş LCD ekran. Yüz algılama, tuş konumlarının değişmiş olması, daha fazla fn butonu gibi ufak iyileştirmeler de es geçilmemiş.

Şimdi geniş bir şekilde yenilikleri ve özellikleri inceleyelim;

Hızlı otomatik netleme
Ne kadar X100S ve X100T aynı 16.3MP APS-C X-Trans CMOS II sensorü ve EXR Processor II işlemciyi kullansalar da netleme hızında büyük bir fark var. Hatta X100T'nin XT-1'i bile geçtiğini söyleyebilirim. Bunun bir nedeni de tabi gövdeye sabit 23mm(çarpanla 35mm) lens ile makinenin uyumu.

Ayrıca yeni gelen yüz tanıma özelliği de AF noktasını değiştirmenize gerek kalmadan yüze netleyerek daha hızlı çalışmanızı sağlayabiliyor. Gene de bu tür teknolojileri pek kullandığımı söyleyemeyeceğim.

Kaliteli işçilik
Zaten X100'lerde makineyi elimize aldığımızda kaliteden etkileniyorduk. X100T'de bu bir adım daha ileri taşınmış. tuşlar artık daha kullanışlı ve yanlışlıkla tekerlerin çevrilmesini engellemişler. Beni üzen nokta arkadaki tekerin tamamen kaldırılıp XT-1'deki gibi dört yönlü tuşla değiştirilmiş olması. Çok büyük bir sıkıntı yapmasa da insan yine de arıyor. Ön tarafta bir değişiklik yok gibi görünse de elimizin daha iyi kavraması için hafif bir bombe verilmiş. Üstteki özellikler de genelde aynı ancak artık buradaki fn tuşu direkt video çekimi için atanmış(menüden istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz gene de), artık exposure compensation ile -3 +3 arasında değişmek mümkün. Önceki versiyonlardan bir stop daha fazla hareket edebiliyoruz.


Yine gözlerimiz ISO tekerini arıyor ama yine koymak istememişler. Ancak bir güzellik yapılmış ve 3 aralık auto ISO kullanımına izin vermişler. Böylece ortama göre ISO'yu 200-800, 200-1600, 200-3200 gibi otomatik ayarlarda tutabiliyor aynı zamanda önceden olduğu gibi enstantanede istediğimiz en düşük değeri makineye söyleyebiliyoruz.

LCD Ekran
LCD ekranda geliştirmeye gidilmiş, biraz büyütülmüş, güneşte görünmesi düzeltilmiş, X100 ve X100S'in 2.8-inch (460K-dot) LCD'si 3.0-inch (1040K-dot) ile değiştirilmiş. Ne kadar EVF kullanmayı sevsem de arada gizlice çekmek gerektiğinde LCD işe yarıyor ancak hala hareket edememesi bir dezavantaj.

Hybrid OVF ve EVF
EVF'de en büyük sıkıntım X100S'de gözümü götürdüğüm anda algılama ve EVF'nin ışığı ayarlaması arasında bir gecikme oluyordu. Şöyle ki önce herşeyi bembeyaz görüyordum daha sonra ekran düzeliyordu. X100T ile bu sıkıntı ortadan kalkmış. EVF gerçekten çok hızlı çalışıyor ve ayarlarınıza göre çekeceğiniz kareyi tam olarak vizörde görüyorsunuz.

OVF yani optik vizör ise X100 ilk çıktığında bizleri en çok sevindiren özellikti. EVF bu kadar gelişmesine rağmen Fuji OVF'ye yatırımına devam ediyor. Bu sefer artı olarak ekranın sağında ufak bir pencerede netlik noktamızı elektronik olarak gösteriyor böylece hem netliği hem de ayarlara göre elde edeceğimiz pozlamayı görebiliyoruz. Bu özelliği gerçekten çok faydalı buldum.

Fotoğraf Kalitesi
Asıl nokta tabii ki iyi görüntü. X100T'de kardeşleri gibi görüntü kalitesi mükemmel. Önceki modellere nazaran gözle görülür bir fark yok ki zaten ne olabilir bilmiyorum. 3200-6400 ISO'da rahatça çalışabilirsiniz. Özellikle portre çekimlerinde göze %100 crop yaptığımızda ne kadar başarılı bir lense sahip olduğunu görüyoruz.

Bence teknolojinin geldiği bu noktada sokak fotoğrafı için full frame bir sensör oldukça gereksiz. Aynasız makinelerin görüntü kalitesi sokakta full frame'i aratmıyor.

PARIS




Sessizlik ve Hız
Daha önce belirttiğim gibi stand-by'dan çekime hazır hale gelme zamanı iyileştirilmiş. Burada dikkat etmeniz gerekn bir tiyom var. Eğer makine hem LCD hem EVF ekranı aktif çalışıyorsa, kaldırdığınızda önce LCD ekrandan çekime geçiyor daha sonra gözünüzü algılayıp EVF'ye geçiyor. Bunu engellemek için sadece EVF modunda kullanırsanız daha hızlı bir şekilde çekime geçebilirsiniz.

Sessizlik ise zaten yaprak enstantane'ye sahip X100'lerin en büyük başarılarından biriydi. X100T elektronik shutter da devreye girerek tamamen sessiz bir hale gelmiş. Sokak fotoğrafçılığı için büyük bir avantaj sağlıyor.

Wi-Fi özelliği
Sonunda Wi-Fi X100 serisine de geldi. Böylece yoldayken cep telefonuna fotoğraflarınızı atabilir ya da çekim anında cep telefonunuzdan makine ayarlarını düzenleyip çekebilirsiniz. XT-1 ile aynı seviyede başarılı bir Wi-Fi akışı var. O kadar çok kullandım ki cep telefonu ile Paris'de bir tane dahi fotoğraf çekmediğimi gördüm. Yolda seçtiğim fotoğrafları telefona atıp instagramda işleyip ücretsiz Wi-Fi bulduğumda hesabıma yükledim.

Pil Ömrü
Aynasız makinelerin en büyük eksisi kısa pil ömürleri. Kullandığım bütün aynasızlarda pil en büyük sorunum olmuştur. Bu yüzden yanımda sürekli 2-3 adet yedek pil bulundururum. Ancak X100T bu konuda da büyük bir ilerleme kaydetmiş. Yine orta segment bir DSLR'dan daha kısa sürede bitiyor belki ancak sizi yarı yolda bırakmıyor. Tek bir yedek pil bir günlük çekimde yeterli olacaktır.

ADANA





Sonuç: Alınmalı mı?

Bu soruya kısa cevabım büyük harfler ile EVET!! Ancak önceki X100S yazımda belirttiğim gibi neyi aldığınızın farkında iseniz. Çarpan ile 35mm bir makine kullanacaksınız ve zaman zaman bu sizi zorlayacak. Ancak alıştıktan sonra gezilerde, sokakta 35mm'in çok iyi bir açı sağladığını bilmeniz gerek. Ayrıca tele ve wide conversion lensler ile artık 23mm ve 50mm ile çalışmanız da mümkün.

Tekrar sorumuza gelecek olursak. Bu seriye ilk defa girecekseniz seçiminiz X100T olmalı. Ancak parasal nedenlerle çıkamıyorsanız ikinci el bir X100S ile de yola çıkabilirsiniz.

X100'ünüz var ise X100T'ye geçmeye gerek var mı? Kesinlikle evet. Hem yeni sensör hem de çok daha hızlı bir makineniz olacak.

X100S'iniz var ise geçmenize gerek var mı? Elzem değil, tamamen sizin zevkinize kalmış. Bana sorarsanız yeni özellikler fiyat farkına değer.

Kısacası X100T sokak fotoğrafçılığı için bir cevher. Tek bir makinem olsa X100T olmasını isterim. Leica mı X100T mi verelim derseniz Leica isterim, sonra onu satıp yerine X100T alır, kalan para ile de Küba turuna çıkarım.

Fujifilm X100T ile Paris'de çektiğim fotoğraflar için buraya Adana için buraya bakabilirsiniz.


17 Aralık 2014 Çarşamba

Adana, Dünya Rakı Günü ve 13 Kare Sanat Günleri Ödül Töreni

Evet başlık biraz uzun oldu ancak kısacık Adana ziyaretimize bu kadar aktiviteyi sığdırmayı başardık. Jbid ile sabah saatlerinde Adana’ya vardık. Hava alanından otele uzaklık 3 km idi biz de taksi tutalım bari dedik, iki dakikalık taksi yolculuğu İstanbul’a göre oldukça pahalıya mal oldu. Yani siz siz olun Adana’da taksi kullanmayın bunun yerine araç kiralamak daha mantıklı olur.


Otelimiz Eski Adana’da bulunuyordu. İlk şoku sigara kokan odada yaşadık. İkimiz de içmediğimiz için kokudan rahatsız olan insanlarız, ancak resepsiyon “Sigara içilmeyen oda yok ki?” deyince kendine has bir şehirde olduğumuzu anladık.

Adana’ya geliş amacım AFAD’ın düzenlediği 13 kare 3. ulusal fotoğraf gösteri yarışması ödül törenine katılıp kazandığım Altın Koza Özel Ödülü’nü almaktı.



Önce çıkıp Adana’yı dolaşalım dedik. Sokaklar kumaşçılardan, börekçilik ve şalvarcılıklardan geçilmiyordu(nedense dükkanlarda böyle bir -cılık eki koyma sevgisi var). Taş köprüye doğru kendimizi atmayı başarınca daha güzel bir manzarayla karşılaştık. Taş Köprü Roma devrinde yapılmış dünyada hala faal olarak kullanılan en eski köprü. 21 gözlü olan köprü ne yazık ki 14 gözlü olarak günümüze ulaşmış.

Tam karşısında bulunan Sabancı Merkez Camii ile kentin yüzü tamamlanıyor. Sabancı Merkez Camii de Türkiye’nin ve ortadoğunun en büyük Camii’si. yapımı 1998 yılında tamamlanmış olan Camii’nin kapasitesi 20000 kişi. -Kaynak Wiki

Biz hala Adana’yı kafamızda canlandırmaya çalışalım, İstanbul’dan tanıdığım Adanalı dostum Mete Andırın ve rakı günü için ziyarete gelen Anıl Tamer Yılmaz ile buluştuk ve asıl Adana’nın artık bura olmadığını öğrenmiş olduk.

Bizi alıp Ziyapaşa bulvarına götürdüklerinde şehrin modern yüzü ile de tanışmış olduk. Aslında turistik olması gereken eski şehrin bu kadar bakımsız kalması çok ilginç bir şehircilik anlayışı. Oysa Taş Köprü’nün, Sabancı Merkez Camii’nin yanında içerisinde bulunan pek çok camii, medrese ve pazarları ile tam bir cevher bu bölge.

Bu arada gezerken ödül töreninin saati de geldi çattı. Heyecan ile Belediye Tiyatrosundaki törene doğru yola çıktık. Salonun girişinde AFAD’ın yapmış olduğu Altın Kamera baskı yarışmasının sergisi de vardı. Kısa bir sergi ziyareti sonrası yerlerimize geçtik ve töreni izledik. 13 Kare gösteri yarışmasının önemi 1995 yılında bir fotoğraf gezisi sırasında geçirdikleri kaza sonucu kaybettiğimiz 13 AFAD’lı fotoğrafçıya adanmış olması. 13 Kare Sanat günleri kapsamında hem fotoğraf yarışması hem de çeşitli sergiler ve gösterimler yapılıyor ve sanatçılar bu sayede anılmış ve unutulmamış oluyorlar.





Böyle önemli bir yarışmadan tek fotoğraftan değil de “Gölge Dünya” adlı gösterim ile bir projeden dolayı ödül almak da beni ayrıca sevindirdi.

Ödül töreni sonrası Mete bizi Cacık adlı bir ocakbaşına götürdü. Burada hayatımda tattığım en leziz Adana’yı yedim ve artık başka bir şehirde Adana yemenin boş bir hareket olacağına karar verdim.

Zaten Adana gurme turizminin ülkemizdeki önemli noktalarından biri. Özellikle bakırcılar çarşısındaki tatlıcılara da uğramanızı öneririm. Burada makineden taze çıkan sıcak tahinle, pekmezi karıştırıp içmeden dönmeyin. Zaten içerideki abi sizin İstanbul'dan ziyarete geldiğinizi öğrenince şekerden komaya sokmadan bırakmıyor lokumlar, cezeryeler havada uçuşuyor.

Biz ne kadar kalkamayız desek de Mete ve Anıl’ın ısrarları sonucu sabahın 5’inde kalkıp saat kulesinin dibinde yılda bir kez düzenlenen Dünya Rakı Günü’ne katıldık. Burada ciğer yiyip rakı içerek güne “zinde” ve “sağlıklı” başlayan Adanalılar göbekler atıp eğleniyor. Biz de eğlenceye katıldık ve 9:50 uçağına kadar gün doğumunu şalgam, rakı ve ciğer üçlüsü ile karşıladık.



Buradan tekrar bizi güzel şehirlerine davet eden AFAD ailesinden Başkan Sefa Aydoğan, Nevzat Hız, ve Fatoş Hanım’a, ayrıca Adana’yı bize sevdiren, fotoğrafçılığa ilk başladığım yıllarda tanışıp yol arkadaşlığı yaptığımız Mete Andırın ve sevgili ailesine de sonsuz teşekkürler.

Tüm fotoğraflar Fujifilm X100T ile çekilmiştir. Deneme fırsatı verdikleri için Fujifilm Türkiye ekibine teşekkürler.

Daha fazla fotoğraf isterseniz facebook ve google +’a bakabilirsiniz.