Öne Çıkan Yayın

Leica ile Berlin Fotoğrafları ve Bazı Püf Noktalar

12 Ağustos 2014 Salı

Alaçatı

Son yıllarda pek popüler olan tatil beldelerimizden Alaçatı'ya  ailecek bir uğrayalım dedik. Kısa bir süre kaldığımız Alaçatı kalabalığı dışında oldukça hoş bir yer. Renkli Rum evleri, geleneksel lezzetler, sörf ve sahilden hoşlanıyorsanız mutlaka görmelisiniz.

Lialusin sahilde
Dört yaşında kızımızla beraber gittiğimiz bölgede su daha sakin ve plaj kumsal olduğundan biz sahil olarak Ilıca-Çeşme taraflarını tercih ettik.

Gitmeden Booking.com'dan Pervin Hanim Konağı'nda rezervasyon yapmıştım. Yeri oldukça güzel, merkezin sadece 2-3 sokak dışında. Akşam da sessiz sakin bir sokak. Üst kattaki odalardaki balkondan yeşillikler içinde bir manzara sizi karşılıyor. Bembeyaz döşeli, konforlu odaları var. Kahvaltı da çok iyi idi. Konağın yeni sahibesi de çok ilgili bir Hanım. Bize gidilecek yerleri, çocuğun eğlenebileceği bölgeleri bir bir anlattı. İyi bir seçim yapmışız, sonuçta tavsiye ederim. Ancak unutmayın ki Alaçatı bölgesi pahalı. Çeşme'de daha uygun oteller bulabilirsiniz. Araba ile 10 dakikada Alaçatı'ya gelip gezersiniz gün içinde.




Alaçatı tam bir yeme, içme merkezi. Merkez tamamen restoran, bar ve cafelerle dolu. Ayrıca bilindik yerler de bir kaç gün öncesinden rezervasyonla ancak yer bulunabiliyor. Asma Yaprağı, Dutlu Kahve gibi yerlerde yiyecekseniz buna dikkat edin. Yemek için benim tavsiyem daha az bilinen ve bizim otele de çok yakın olan kabak çiçeği olacak. İki kişilik bir aile işletiyor ve günlük menüler yapıyorlar. Ufak tatlı bir mekan. Fiyatları da Alaçatı'ya göre uygun.

Tatlı olarak ise İmren'i tek geçerim. Sakızlı muhallebi ve lorlu kurabiye yemeden dönmeyin. Bölgede sakızlı ne bulursanız alın zaten.

Alaçatı'nın ilginç bir yanı da eskicileri. Ben bu kadar eskiciyi Moda'da bile görmedim. Bir de buradaki eskiciler bildiğimiz eskiciler gibi de değil, sanki yetmişler Amerika'sından bölgeye ışınlanmışlar. Türkiye'de görmeyi düşünmediğim pek çok obje ile karşılaştım.



En sevmediğim şey ise gece hayatı oldu. Hayatımda bu kadar kalabalığı hiç bir yerde görmedim. 22:00'den sonra daracık sokaklar tıklım tıklım doluyor. Her yerde ses kirliliği. Adım atacak yer yok. Her köşe başında bir ünsüz ünlü ile karşılaşmak mümkün.

Genel olarak Alaçatı'yı sevdik ancak bizim için bir Bozcaada değil. İzmir taraflarına geçtiğinizde yolunuz mutlaka bu kendi küçük ünü büyük kasabacıktan geçsin. Biz öyle yaptık. Alaçatı'dan ayrılıp Çeşme'den kalkacak vapurumuz ile Sakız Adası(Chios)'na doğru yola çıktık. Tabi o başka bir yazının konusu.



Gezide çok fazla dolaştığımızdan yanıma sadece Fuji x100s'i aldım. Sayfadaki tüm fotoğraflar 35mm objektifli bu aynasız ile çekilmiştir. Ayrıca bir de Go Pro Hero 2 vardı. Kızımın ilk yüzme denemelerini kayıt altına almak için de onu kullandım.

Daha fazla fotoğrafa şuradan ulaşabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder