Öne Çıkan Yayın

Vivian Maier, Bir Otoportre İncelemesi

25 Haziran 2014 Çarşamba

653. Kırkpınar Güreşleri

Bu sene ikinci defa izlediğim 653. Kırkpınar Güreşleri geçen hafta sonu gerçekleşti. Belediyenin bize vermiş olduğu yetkiye dayanarak, fotoğraf sanatçısı yeleklerimizi ve kartlarımızı kuşanıp Anıl Tamer Yılmaz, Osman Karamehmetoğlu ve Uğur Tufan Emeksiz ile beraber saha içine girdik. Bu sene de güreşçiler kadar fotoğrafçılar ile doluydu saha içi. Fotoğrafçı olmayan bir kare yakalamak oldukça zordu. Neyse ki hava zaman zaman kapandı da güneşin altında kalmadık.



Saha güreşmeye ve fotoğraf çekmeye oldukça müsait idi anlayacağınız. Baş altı güreşenler Game of Thrones'da elleri ile kafaları yumurta gibi patlatan Dağ'dan bile iri, Hodor ile ise yarışacak boyutta idi. Ben hala taktiklerden bir şey anlamadığım için, son derece yüzeysel bir şekilde izleyip, hepinizin yaptığı esprileri yaptım güreş boyunca. Ama olay aslında bambaşka da biz anlamıyoruz ne yazık. Bir ara biri gelip yanıma taktikleri anlatmaya başladı. Baktı boş boş bakıyorum kendisine sanırım senin bilgin yok deyip sinirlendi ve gitti:) Ben de daha çok anladığım iş olan fotoğraf çekmeye yoğunlaştım.

Bu sene elimde sadece 24-70 f2.8 lensim vardı. Neyse ki Uğur'un 24-105 ve 70-200'ünü kullanma şansı da buldum kısa bir süre. Tüm fotoğraflar Canon 5D Mark II ile çekildi.




Kaçıranlar geçen yılki güreşlerle ilgili yazıma ve fotoğraflara şuradan ulaşabilirler.

Bu sene çektiğim fotoğraflara ise google+ ve Facebook üzerinden ulaşabilirsiniz.

Kırkpınar'ın tarihçesi ile ilgili efsanemsi bir yazı da buldum. Sizlerle paylaşarak yazımı noktalamak isterim;




"Orhan Gazi’nin Rumeli’yi ele geçirmek için düzenlediği seferler sırasında, kardeşi Süleyman Paşa 40 askerle Bizanslılar’a ait Domuzhisar’ın üzerine yürür. Baskınla burasını ele geçirirler. Öteki hisarların da ele geçirilmesinden sonra, 40 kişilik öncü birlik geri dönerler ve şimdi Yunanistan’ın topraklarında kalan Samona’da mola verirler. 40 cengaver burada güreşe tutuşurlar. Saatlerce süren güreşlerde, adlarının Ali ile Selim olduğu rivayet edilen iki kardeşin bir türlü yenişemedikleri görülür. Daha sonra bir Hıdrellez gününde, Edirne yakınlarındaki Ahıköy çayırında aynı çift yeniden güreşe tutuşurlar. Bütün bir gün güreşmelerine rağmen yine yenişemeyen kardeş pehlivanlar, gece boyunca da mum ve fener ışığında mücadelelerini sürdürmeye devam ederler. Ancak solukları kesilerek oldukları yerde can verirler.

 Arkadaşları onları aynı yerdeki bir incir ağacının altına gömerek oradan ayrılırlar. Yıllar sonra ise aynı yere gittiklerinde iki pehlivanın mezarlarının bulunduğu yerde gür bir pınar görürler. Bundan sonra halk orada yatanların anısına o yöreye, “KIRKPINAR” adını verirler." KAYNAK 



Yeni bir yazıda görüşmek üzere. Fotoğraf ile kalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder