Öne Çıkan Yayın

Vivian Maier, Bir Otoportre İncelemesi

30 Mayıs 2014 Cuma

Fuji X-T1 İncelemesi

Fuji X serisi X100 çıktığından bugüne hızla gelişmeye devam ediyor. Son olarak oyuna Fuji X-T1 katıldı. X serisi makinelerin şu an için en iyisi olarak görülüyor. Ben de Fuji Türkiye ile kontak kurup bu yeni aleti denemek istedim. Sağ olsunlar, kırmadılar ve 18-55 lens ile bareber Fuji X-T1 iki hafta boyunca benimle oldu.


Bu iki haftalık süreçte Viyana seyahati gerçekleştirdim. Böylece X-T1'in yolculukta nasıl bir arkadaş olduğunu da görmüş oldum. Şimdi sizleri deneyimlerim ile baş başa bırakacağım, ancak bilmelisiniz ki bu bir teknolojik değerlendirme yazısı değil. Tamamen kişisel tatminime göre bir değerlendirme yaptım. Teknik olarak bilgileri almak istiyorsanız bir çok sitede zaten Fuji'nin vermiş olduğu değerler yazıyor.

Baştan şunu söylemek lazım X-T1 diğer X serilerinin takip ettiği rangefinder kamera stilinin aksine filmli DSLR'lara benzeyen bir şekilde karşımıza çıktı. Önceki X'ler Leica'nın daha uygun fiyatlı versiyonları olarak algılanırken, X-T1 Nikon'un çıkardığı dF'ye ve Olympus'un OMD serisine karşı bir hamle gibi duruyor.

Ergonomik olarak bu stilin çok daha kolay bir tutuş sağladığını söylemek lazım. Özellikle hem makinenin önünde elinizin kavradığı grip hem de arkada başparmağınızı saran çıkıntı tutuşta çok iyi bir denge sağlıyor. Rangefinder görünümündeki bu eksikliği gören firmalar flaş girişine takılan böyle bir parmak tutacağı yapmışlardı. Ben de normalde X100s'imi bu şekilde kullanıyorum.

Üretim kalitesi daha makineyi elinize aldığınızda kendini belli ediyor. Örneğin OMD ilk çıktığında tipini çok beğenmiştim ancak elim aldığımda çok ufak ve oyuncak gibi gelmişti. X-T1 için Japon mühendisliğinin son harikası diyebilirim. Su, toz geçirmez ve -10C'a kadar kullanım gibi özellikleri de bünyesine katıp sert şartlarda da yanınızda olacağını gösteriyor.


Ergonomisi tabii ki bununla da sınırlı değil, X100s'de istediğim ISO tekeri X-T1'de karşımıza çıkıyor. Artık yanlış ISO'larda çekime son diyebiliriz. Ayrıca tekerin elinizin çarpması ile değişmemesi için akıllıca bir kilit mekanizması yerleştirilmiş.

Neredeyse menüye girmeyin diye her görev tekerlere ve düğmelere verilmiş. Başta alışmanız gerekiyor bu duruma, ancak bir kaç kez kullandıktan sonra neyin nerede olduğunu ezberleyebiliyorsunuz.

Öncelikle bir manuele bakıp düğmelerin ne işe yaradığını anlamakta büyük fayda var. Örneğin FN1 ve FN2 düğmesinin neye yaradığını bir süre anlayamamıştım. Özellikle FN1 makinenin ön kısmında garip bir yerde duruyor. Meğerse Jpeg çekerken özel efektlere girebiliyormuşuz. Bu düğmelere daha çok kullandığınız menü öğelerini de ekleyebiliyoruz.

Ergonomiden bahsetmişken dizaynla ilgili iki problemim oldu. Birincisi çanta içinde sd kart girişinin sürekli açıldığını gördüm. Buranın biraz daha sert yapılması lazımdı sanırım. İkincisi ise arkada bulunan ve menü içinde hareket etmenizi ya da atanmış görevleri yapan ok tuşlarına basmak çok zor. X100s'de bu bir tekerlek yardımı ile yapılıyor ve çok daha rahat. Neden böyle bir yola gitmişler anlamadım.

Dizaynla ilgili X-T1'e son bir eleştirim de dahili flaş olmaması. Evet dahili flaşı sevmiyoruz ama zor anlarda yardımımıza koştuğu bir gerçek. Full Frame DSLR'lar gibi dahili flaşı vücudundan atmak istemiş X-T1. Bu da ISO gücüne son derece güvendiğini gösteriyor. Haksız da sayılmaz ancak flaş da sırf onun için değil ki. Kutu ile gelen bir harici flaş varmış. Deneme şansım olmadığından bilgi veremeyeceğim. Ancak ek masraf çıkarmayacak olması güzel. 




X-T1 dizaynı ile kompakt ve hafif bir DSLR sistemine geçmek isteyenleri hedef seçmiş. Zaten Fuji'nin lens kalitesi oldukça beğeniliyor. Böyle iyi bir body ile de desteklenince Fuji'nin DSLR rakiplerinden eksiği kalmıyor.

X-T1'in döner LCD ekranı farklı açılardan çekimlerde işinizi kolaylaştıracaktır. Ancak benim gibi bakaçtan bakmadan fotoğraf çekemeyenler için ise EVF(Elektronik bakaç)'nin gücü yerinde. X100s ile kıyasladığımda EVF gerçekten çok yol almış. Özellikle portre(dikey) konumuna çevirdiğinizde menünün dönerek tekrar alta inmesi iyi düşünülmüş bir ayrıntı. EVF'nin hem parlaklığı hem de görüntü kalitesi çok iyi. Ancak gene de az ışıklı ortamlarda beni tatmin etmedi. Bu durumda grainli bir ekrana bakıyormuşuz hissi veriyor. Zaten aynasızların şu an en hızlı geliştirdikleri özellik EVF'leri. DSLR'ların pentaprizma gücüyle sahip oldukları optik bakaçları şimdilik daha güvenilir. Ancak bir kaç yıl içinde bu konuda daha çok yol alınacağını düşünüyorum.

Dizaynda DSLR stiline geçildiğinde bakaç ortaya alındığından optik bakaç da iptal olmuş. Oysa X100'lerin ve X Pro-1'in en sevdiğim özelliklerinden biriydi bu.

AF(Auto Focus) hızına gelecek olursak X-T1 gene önceki X serisi makinelere göre büyük fark atıyor. Örneğin zaman zaman X100s'de yaşadığım AF sorunlarına bir kez olsun bu makinede rastlamadım. Bu arada X100s'i yerdiğim anlaşılmasın sokak fotoğrafçısı için bulunmaz nimet ve bence X-T1 rakibi değil ancak büyük abisi olabilir. Ki bu sene zaten X200 çıkması da bekleniyor.


Dediğim gibi AF tatmin edici bir hızda. Ancak bunda ne çekeceğiniz de çok önemli. Örneğin Formula 1 çekmek istiyorsanız aynasız AF sistemleri şu an için yeterli değil. Ama normal kullanımda sizi pişman etmeyecektir. Ancak yapılan testlerde X-T1'in Olympus OMD'nin gerisinde olduğu söyleniyor. Tekrar belirtmek isterim ki bu milisaniyelik farklar sizi fotoğraf çekerken rahatsız edecek bir durum teşkil etmez.

Gelelim asıl derdimiz olan görüntü kalitesine. X-T1 ile gelen 16 mp'lik APS-C X-Trans CMOS II sensörü tek kelime ile muhteşem. Micro 4/3'ler bende psikolojik de olsa ufak sensör kalite kaybı yaratır diye düşündürüyor. Oysa onlarda bile yüksek görüntü kalitesinden bahsediyoruz artık. Ancak Fuji özellikle jpeg işlemesinde o kadar iyi ki raw dosyalara bakmak bile istemiyorsunuz. Değil giriş seviyesi DSLR'lar APS-C, çarpanlı orta segment DSLR'ların çoğundan çok daha iyi bir görüntü kalitesine sahip. Yüksek ISO başarımı 5D Mark I gibi eski full framelerden bile daha iyi. Benim 5D Mark II ile de kapışacağını söyleyebilirim rahatlıkla. %100 crop yaptığımda detaylar iki makinede de yerli yerinde duruyor.

ISO 3200 f8 1/3 18mm
ISO 1600'e kadar makine çok rahat kullanılıyor. 3200'de bile gözü rahatsız etmeyen az bir grainden söz edebiliriz. 6400 ISO ise zor zamanlarda kullanılabilir bir seçenek. Ancak Fuji'nin geliştirdiği bu X-Trans teknolojisi verdiği grain ile de benzerlerinden ayrılıyor. Aynı film zamanlarının kumlanması gibi bir sonuç çıkıyor ki bu da pek çok sanatçının kullandığı bir stildir.

X100s'de en büyük problemim olan pil ömrü de X-T1'de biraz düzelmiş. Ancak gene de tatilde beni zorladı diyebilirim. Özellikle sabah çıkıp akşam döndüğümüz gezilerde mutlaka yanımızda yedek pil ya da piller taşımalıyız. Tam dolu bir pille ancak Raw+jpeg olarak 250-300 fotoğraf arasında bir çekim değeri bulabiliyorsunuz.



Gelişen bir başka özellik de açılış zamanı. Özellikle standby'da iken yarım bastığınız zaman makine hızla çekime hazır hale geliyor. Sokak fotoğrafı gibi hızlı hareket etmeniz gereken yerlerde işinize çok yarayacaktır.

Beğendiğim başka bir nokta da Wi-Fi'nin kusursuz çalışması. IOS ve Android aplikasyonu ile hem çektiğiniz fotoğrafları anında cep telefonunuza atıp instagram vb. yerlerden paylaşabilirsiniz hem de cep telefonu ya da tabletinizi uzaktan kumanda olarak kullanabilirsiniz. Böylece vizördeki görüntünün canlı olarak cep telefonuna aktarılması sağlanıyor. Böyle özellikler genelde konulmak için konulur ve pek düzgün çalışmaz. Ancak denediğim kadarı ile hiç bir problem yok. Hızlı bir şekilde kameradaki görüntü aktarılıyor. Hem de Wi-Fi direkt olarak bağlanıyor, yani herhangi bir Wi-Fi ağına bağlanmanıza gerek yok.

X-T1 ciddi kullanıcılar için düşünülmüş bir cihaz. Makine ayarlarından anlamıyorsanız biraz karışık gelecek bir sistemi var. Ancak Fuji zaten bunun için X serisini geliştirdi. Her tür kullanıcıya göre bir model bulmak mümkün.

Biraz da kullandığım Fujifilm XF 18-55mm F2.8-4 R LM OIS lensten bahsedeyim. İsmi çok uzun olsa da anlayabileceğimiz gibi 18mm'de f2.8 ile çekim şansımız var. Bu da az ışıkta kullanımı kolaylaştırıyor. Ayrıca lensin üzerinde titreşim önleyici de mevcut. Yani bildiğimiz kit lenslerden daha başarılı bir lens. Tam bir stop diyafram değerinden kazancımız var, üstüne de titreşim engelleyici koyulmuş. Optik kalite olarak da diğer markaların kit lensleri ile karşılaştırma dahi kabul etmez. Oldukça başarılı bir gezi lensi. Hem geniş planlar hem detaylar almak mümkün.

Benim için en büyük sıkıntı diyafram halkası oldu. Lensin üstünden ayarladığımız diyafram değerlerini yazılı olarak görmek mümkün değil(çünkü yok). Ancak makine üzerinden takip edebiliyoruz. Hadi onu geçelim o kadar rahat dönüyor ki, zoom halkasına eliniz gittiğinde bir bakıyorsunuz bambaşka diyafram değerlerinde çekim yapmışsınız.

Benim gibi diyafram(AV) öncelikli çekim modunda çalışanlar için gerçekten zor bir lens olmuş. Oysa ki X100s'deki gibi bir diyafram halkası olsaydı bence vazgeçilmez bir gezi lensi olurdu.

X-T1 ile çıktığım uzun yürüyüşlerde neredeyse ağırlığını hiç hissetmedim. Böyle güçlü bir makinenin bu kadar rahat taşınabiliyor olması bizim için bir şans. Ancak şunu da söylemem gerekir ki makine ile gelen boyun askısı hem çok kısa hem de beni oldukça rahatsız etti. Daha uzun ve kaliteli bir askı yapılabilirmiş.


Kısaca toparlamam gerekirse;

X-T1 olumlu yönleri:

  • Değiştirilebilir kaliteli lensler
  • ISO tekeri
  • Yüksek görüntü kalitesi
  • Serinin diğer ürünlerine göre daha hızlı ve tutarlı AF
  • Wi-Fi teknolojisi

X-T1 olumsuz yönleri:
  • Optik vizörün olmaması
  • Dahili flaş bulunmaması(kutu ile gelen bir harici flaş varmış)

Bana göre sokak fotoğrafçısı için X100s hala en iyi makine. Ancak DSLR ile farklı çekim koşullarında çalışmak istiyorsanız şu an en iyi aynasız alternatiflerden biri X-T1'dir. Fuji'nin özellikle Prime lenslerdeki başarısı ortada. Lens çeşitleri de gelişmeye devam ediyor. Ayrıca aparatlarla Canon lensleri ya da Manuel lensleri de bağlayabiliyorsunuz. Bu durum da seçenekleri daha da arttırıyor.

X-T1 ile ilgili Nezihi Gözen'in ve Tahir Yıldız ile Halil İbrahim Duran'ın beraber kaleme aldığı inceleme yazılarına da aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.


Tamamı X-T1 ile çekilmiş Viyana fotoğraflarımı şuradan izleyebilir ve ilgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz.


Şimdilik benden bu kadar. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.  

2 yorum: