Öne Çıkan Yayın

Vivian Maier, Bir Otoportre İncelemesi

14 Mart 2014 Cuma

Fotoğraf Hakları

Fotoğrafla uğraşmaya başlayan insanların en büyük meraklarından biri de fotoğraf hakları konusu. Sosyal medyadan önce bu konu çok da önemsenmiyordu. Ancak fotoğrafın bu kadar kolay ulaşılır olmaya başlaması ile beraber fotoğraf hakları konusu da önem taşımaya başladı. Yani milyonlar içinden çektiğiniz bir kişi size çok kolay bir şekilde ulaşabilir artık. Daha yeni, Hrant'ın anmasında çektiğim bir kız portresi eşimin kardeşinin öğrencisi çıktı örneğin. 

Fotoğraf hakları, özellikle benim gibi sokak/gezi fotoğrafı çekenler için önemli bir konu. Hele de sokak portresi çekiyorsanız başınızın ağrımaması için bilmeniz gereken pek çok nokta var. Önceleri bu konuyu Amerika'daki sokak fotoğrafçılarının paylaşımları ile incelemiştim. Oralarda artık bir düzene girmiş olay. Eğer sokak fotoğrafını sanatsal bir çerçevede sunuyorsanız kimsenin bir hak talep etme durumu yok. Yani sergileme, yarışma v.b. sunumlarda kazancınız üzerinden fotoğrafa konu olan kişi bir şey talep edemiyor. Ancak önemli nokta burada konu sokak fotoğrafı, sokak portresi değil. Gizlice bir kişinin portresini çektiyseniz o zaman durum biraz karışabilir. Yine de genel bir ortam mevzu bahisse dediğim gibi bu fotoğrafı kullanmanızda bir problem yok.

Asıl problem bu tür fotoğrafları satış için stok sitelerine ya da bir kuruma vermeniz durumunda başlıyor. Bunu izinsiz asla yapmamalısınız. Elinizde fotoğraftaki kişilerden alınmış yazılı bir beyan yoksa, fotoğrafı bu şekilde ticari bir meta olarak satarsanız ileride başınız ağrıyabilir. Hatta fotoğrafta bir kurum amblemi varsa bile o kurum size dava açabilir.

Örneğin benim Formula 1 yarışında çekip poster olarak satılması için redbubble'a koyduğum bir fotoğraf, enerji içeceği firması tarafından kaldırtıldı dava açılacağı söylendi ve benden de savunma istendi. Ben de konunun enerji içeceği olmadığı, İstanbul'daki son yarıştan bir kare olduğunu ve tarihi bir önemi olduğunu yazdım. Sonradan bir haber çıkmadı ama bu tarz firmaların hukuk büroları da kendilerine iş çıkarmak için kraldan çok kralcılık yapıyorlar. Yine de Amerika'ya bir gün gidersem belki beni alırlar içeri bilemeyeceğim :)

Konuyu bu kadar uzattıktan sonra gelelim iç meselemize. Ülkemizde durum nedir? Burası çok karışık aslında. Fotoğraf için hakların düzenlendiği bir belge yok. TFSF'nin sitesinde bu konu ile ilgili güzel bir pdf var. http://www.tfsf.org.tr/indir/haklarimiz.pdf

Sn. Mehmet Sıddık Çinko'nun ANAFOD'da konu ile ilgili vermiş olduğu söyleşiden notlarımı paylaşarak olayı açmaya çalışayım ben de. Fikir ve Sanat eserlerinde belirlenmiş haklar fotoğrafçılar için de geçerli.

Fotoğraf: Ünal Geçiroğlu

Fotoğrafçı açısından;

Manevi Haklar:

  • Umuma Arz: Fotoğrafı çeşitli ortamlarda gösterme hakkı.
  • İsim Verme: Fotoğrafa isim verme hakkı fotoğrafçıya aittir. Başka bir isim ile yayınlanamaz.
  • Özelliklerini korumak: Fotoğrafın kırpma, boyutu ile oynama gibi özelliklerinin hakları fotoğrafçıya aittir.
  • Eserin Aslına Ulaşma: Fotoğrafik eserin Orijinal kopyasını satmış olsa bile ona tekrar ulaşma hakkı bakidir.
  • Zarar Görmeme: Fotoğrafın kullanım şeklinden dolayı fotoğrafçının korunmasını öngörür.

Maddi Haklar:

  • İşletme
  • Temsil Hakkı
  • Maddi Menfaat Sağlama

Sorun konu edilen kişilerin haklarına girince karışıyor asıl.
Genel hayat ve özel hayat'tan söz edebiliriz bu noktada. Özel hayat tamamen kişinin kontrolündedir burada izinsiz bir fotoğraf çekmemiz söz konusu zaten değil. Yaşadığı ev, çalıştığı yer gibi alanları özel hayata örnek gösterebiliriz. Genel hayat ise sokağa çıktığımız yerde başlar. Burada da Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre belli alanlarda istisnalar var.

  • Topluma mal olmuş kişiler
  • Resmi geçit
  • Toplumsal olaylar
  • Günlük olaylar

Bu gibi durumlar istisna olarak kabul ediliyor ve herhangi bir izin aranmıyor.

Peki izin nasıl alınmalı?

En doğru yöntem tabii ki model şartnamesi olarak nitelendirdiğimiz belgedir. Ancak sokak fotoğrafında bu tür yazılı belgeler her zaman sıkıntı yaratır. Kimse böyle bir belgeye imza atmak istemez.

Sözlü izin de bir izin şeklidir. Ancak bunu belgelemek daha zordur. Bu noktada kişinin fotoğrafının çekildiğini bildiğini gösteren durumlara dikkat etmek gerekli. Örneğin tam size baktığı, gülümsediği, ya da kameraya el salladığı bir fotoğrafın bulunması sözlü izin aldığınızı kanıtlamak için kullanılabilir.

Eğer fotoğrafın satışını gerçekleştirecekseniz mutlaka izin almanız gerekir. Ancak daha bizde oturmamış olan bir “Sanat Hakkı”ndan söz etmemiz gerekir. Yukarıda Amerikan hukukunda belirttiğim gibi ticari ve sanatsal olarak bir ayrım yapılmış. Bizde bu ayrım yazılı olarak bir kanunda yok ancak yine de “Sanat Hakkı” adını verebileceğimiz bu hakkı kullanabiliriz. Sanatın önünü açmak için düşünülmüş bu hak bizim fotoğrafı sanatsal çerçevede kullanmamıza olanak verir(Galeri, sergi, yarışma, fotoğraf kitabında kullanma v.b.).

Ayrıca değinilmesi gereken başka bir nokta fotoğrafı çekilen kişinin sizin kullanımınızdan zarar görmemesi gerekir. Yani fotoğrafı bozup, değiştirip ya da altına komik olsun diye bazı yazılar yazmanız o kişi tarafından dava edilmenize neden olabilir.

Tüm bu noktaları göz önünde bulundururken yine de sizin fotoğraf aşkınıza sekte vurmayın lütfen. Çoğu kişi bana sokak fotoğrafı ile ilgili soru sorarken bu tür problemlerden korktukları için fotoğraf çekmekten vazgeçtiklerini anlatıyor. Böyle bir duruma düşmeyin. Fotoğraf bir özgürlük alanıdır. Özgürlüklere sahip olmak da cesaret ister. Onu çeksem dava mı açar, bunu çeksem tazminat mı öderim gibi konuları kafanızdan silin. Siz fotoğrafınıza yoğunlaşın. Eğer daha sonra elinizdeki fotoğrafın o kişiye bir zarar verebileceğini düşünürseniz yayınlamazsınız olur biter. Benim öyle pek çok fotoğrafım belki bir gün yayınlama zamanı gelir diye bekliyor. Ama onları yayınlamamam çekmemem gerektiği anlamına da gelmiyor. Elimde bulundukları için kendimi şanslı hissediyorum. Belki bana kişisel bir tatmin sağlıyor. Zaten her şey bunun için değil mi?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder