Öne Çıkan Yayın

Vivian Maier, Bir Otoportre İncelemesi

5 Şubat 2014 Çarşamba

Fotoğrafçının Sosyal Medya Rehberi

Daha önce internette fotoğraf paylaşımı ile ilgili bir yazı yazmıştım. Şimdi biraz daha kişisel tecrübelerden hareketle fotoğrafçının sanal dünyada neler yapıp, yapmaması gerektiği ile ilgili bir yazı yazmak istedim. Belki fotoğrafçılığa yeni başlayıp interneti nasıl kullanması gerektiğini bilmeyenler için yol gösterici olur.

Öncelikle sosyal medya ile ilgili tek olayım kullanıcısı olmak. Türkiye'de internet kullanıcılarının %90'ı gibi bir sosyal medya uzmanı değilim. Burada yazdığım düşünceler de sadece beni bağlar, sosyal medyada istediğiniz gibi hareket etmekte özgürsünüz tabii ki. 

Öncelikli konu sizin için takipçi sayınızı arttırmak falan ise zaten bu yazıyı okumasanız da olur. Takipçi sayısı benim için en anlamsız şey. Belki büyük firmaların, müşterilerin bu sayıdan etkileneceğini düşünüyor/umuyorsunuz, ama etkin olarak kullanmıyorsanız pek de önemli değil. Hele de sahte hesaplarla kullanıcı sayınızı arttırdınız ise kendiniz çalıp eğleniyorsunuz demektir.



Öncelikle sosyal medyada tabanınızı yavaşça genişletin. Nasıl ki yeni bir ortama girdiğinizde her muhabbete atlarsanız sevimsiz bir durum olur, aynı şey sosyal medyada da geçerli. Bir arkadaşlık bağını yakalamak bir zaman alır, bunun için çaba gerekir, kendinizi bu mecralarda kabul ettirmek için sizin de çaba vermeniz gerekecek. 

Kimseyle üst tondan konuşup, kendinizi ulu bir yere de koymayın. Belki fotoğrafçı olarak çok başarılı bir sanatçısınızdır ama sosyal medya insanı rezil de eder vezir de. Yanlış bir hareketiniz isminizi bile lekeleyecek durumlara yol açabilir. 

Bu ortama bir anda saldırmak yerine yavaş yavaş ilerleyin. Mesela en sevmediğim şey her fotoğraf grubuna aynı fotoğrafı atan Facebook kullanıcıları, Twitter'dan takibe aldığımda otomatik mesajla Facebook sayfasına çağıranlar. Bu tarz kullanıcılar kara listededir. Hırslı denemeler yerine kendinizi fotoğrafa verseniz daha faydalı bir iş yapmış olursunuz. Ha söylememe gerek var mı bilmiyorum asla ama bakın büyük harfle yazayım ASLA kendi fotoğrafınızı beğenmeyin :) Yani bunu söylemek bile saçma geliyor ama yapanlar var.

Ayrıca takibe aldığınız fotoğrafçılar ile kontak kurarak kendinizi tanıtmak, çevre edinmek için daha iyi bir yoldur. Beğendiğiniz fotoğrafçılara email, mesaj vb şekillerde ulaşarak onlarla itibata geçip, sanatları hakkında ne düşündüğünüzü anlatmak sizden bir şey götürmez aksine insanların dikkatini çekersiniz.

Sosyal medyanın en büyük problemlerinden biri de çok fazla kirli bilgi içermesi. O kadar yoğunluğun içinde sesinizi duyan var mı belli değil. O yüzden etkileşime girmek önemli. Size değer verenlere mutlaka dönün. Seslerini duyduğunuzu bilsinler. 

Sosyal medyayı sadece fotoğraflarınızı paylaştığınız bir alan olarak da kullanmayın. Bu insanları sıkacaktır. Fotoğrafçılık ile ilgili beğendiğiniz blog yazılarını, videoları paylaşmaktan çekinmeyin. Aynı şekilde bilginizi de kendinize saklamayın, paylaşımcı olun. Bu demek değil ki günde 10 kişiden gelen Nikon mu Canon mu sorusuna yanıt vermeniz gerekiyor. Ama sizin acemilik zamanında takıldığınız, sonra da çözüm bulduğunuz konuları insanlara paylaşmak önemli. Internet bilgiyi demokratikleştirdi, aynı fotoğrafın sanatı demokratikleştirdiği gibi. Siz de bu akımın bir parçası olursanız kendinizi kanıtlayabilirsiniz.

Fotoğraftan para kazanmak ve sosyal medya iş bulmanıza yardımcı olsun istiyorsanız sadece adınıza açtığınız hede hödö photography sayfası ve buraya davet ettiğiniz arkadaşlarınız bir işe yaramayacaktır. 

Her şeyde olduğu gibi sosyal medya da çok kullanırsanız size zarar verir. Örneğin bir çekime gittiğinizde aynı yerin 200 tane fotoğrafını facebook, flickr vs. albümüne yüklemek takip edenleri sıkacaktır. Bunun yerine seçici olun ve az ama öz fotoğraf paylaşın.

Tabi başka negatiflikleri de var. Sosyal medyaya harcadığınız zamanı fotoğraf çekerek harcasanız size dönüşü daha güzel olur. İkisi arasında mutlaka bir denge kurun, bütün vaktinizi sosyal medyada harcamak sizi fotoğrafçı değil bağımlı yapar. 

Bu dengeyi kurmak için öncelikle bir yere ağırlık vermeniz gerek. Mesela portfolyonuzu koyduğunuz 15 tane fotoğraf paylaşım sitesi varsa zamanınızı buralarda öldürüyorsunuzdur. Dizaynını, kullanıcılarını beğendiğiniz bir maksimum iki siteye fotoğraf yükleyin. Her gün en fazla bir fotoğraf yükleyin, haftada dördü beşi de geçmesin. Ancak araları da çok uzatmayın. Bir anda on fotoğraf koyup sonra bir ay uğramazsanız insanlar sizi unutacaktır.

Bu fotoğrafları yükledikten sonra Twitter'da ve Facebook'ta mutlaka linkleyin. Hatta buna google+'ı da ekleyebiliriz. Fotoğraflarınıza like/favori verenlere geri dönüş yapın. Fotoğrafları gerçekten kötü ise bile bir teşekkür etmekten zarar gelmez.

Ana portfolyo siteniz asla Facebook olmasın. Gerek sıkıştırma parametreleri gerekse gösterim şekli ile facebook bir fotoğraf paylaşım sitesinden çok uzaktır. Fotoğraflarınıza biraz değer veriyorsanız bunu asla unutmayın. Flickr, 500px gibi siteler sizin için var.

Bu yazıda Instagram'ı geri plana atıyorum, onun için ayrıca görüşürüz. Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Fotoğrafla kalın... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder