Öne Çıkan Yayın

Leica ile Berlin Fotoğrafları ve Bazı Püf Noktalar

29 Aralık 2014 Pazartesi

Sokak Fotoğrafçıları İçin Fujifilm X100T incelemesi

Blogu ya da benim işlerimi takip edenler Fujifilm X100S'i ne kadar sevdiğimi bilirler. Gerek kullanım kolaylığı gerekse ufak boyutları ile günlük kullanımda bir sokak fotoğrafçısının yanından ayırmaması gereken bir makinedir. Ancak eksikleri yok mu? Tabii ki var. İşte Fuji de geri bildirimleri dikkate alarak bazı eksiklikleri giderip X100 serisinin 3. versiyonu ile karşımıza çıktı.


Ben de Türkiye'ye gelmesi ile birlikte Fujifilm Türkiye'den denemek için makineyi istedim. İki hafta boyunca makineyi etraflıca kullanma şansım oldu. Böylece elimdeki X100S ile karşılaştırdığımda artılarını da görmüş oldum. İlk hafta Adana'da kullandım ikinci hafta ise Paris gezimizde yanıma aldım. Özelliklerine göre ufak yapısı ile üzerimde bir makine ağırlığı olduğunu unutarak gezilerin tadını çıkardım.

Öncelikle X100 serisini tanımıyorsanız şuradaki X100S incelememe bir bakmanızı öneririm. Ondan sonra bu yazıya dönerseniz burada daha çok yeni özellikleri aktarmaya çalışacağım. Böylece hem X100S sahipleri için yenilemeye gerek var mı sorusunu cevaplamış olacağız hem de X100'leri sevenler için hangi modelin daha iyi olduğuna karar verebileceğiz. Evet hazırsak başlıyoruz.

YENİLİKLER:

Makinenin yeniliklerine baktığımızda en önemlilerini şöyle sıralayabiliriz. Daha iyi otomatik netleme hızı, daha hızlı elektronik vizör, Wi-Fi ile fotoğrafları aktarma özelliği, yeni bir film simülasyonu(Classic Chrome), 1/32000'e çıkan elektronik shutter, lensin üzerinden değişen diyafram değerleri 1/3 stop olarak ayarlanmış(eski versiyonlarda 1 stoptu) büyütülmüş LCD ekran. Yüz algılama, tuş konumlarının değişmiş olması, daha fazla fn butonu gibi ufak iyileştirmeler de es geçilmemiş.

Şimdi geniş bir şekilde yenilikleri ve özellikleri inceleyelim;

Hızlı otomatik netleme
Ne kadar X100S ve X100T aynı 16.3MP APS-C X-Trans CMOS II sensorü ve EXR Processor II işlemciyi kullansalar da netleme hızında büyük bir fark var. Hatta X100T'nin XT-1'i bile geçtiğini söyleyebilirim. Bunun bir nedeni de tabi gövdeye sabit 23mm(çarpanla 35mm) lens ile makinenin uyumu.

Ayrıca yeni gelen yüz tanıma özelliği de AF noktasını değiştirmenize gerek kalmadan yüze netleyerek daha hızlı çalışmanızı sağlayabiliyor. Gene de bu tür teknolojileri pek kullandığımı söyleyemeyeceğim.

Kaliteli işçilik
Zaten X100'lerde makineyi elimize aldığımızda kaliteden etkileniyorduk. X100T'de bu bir adım daha ileri taşınmış. tuşlar artık daha kullanışlı ve yanlışlıkla tekerlerin çevrilmesini engellemişler. Beni üzen nokta arkadaki tekerin tamamen kaldırılıp XT-1'deki gibi dört yönlü tuşla değiştirilmiş olması. Çok büyük bir sıkıntı yapmasa da insan yine de arıyor. Ön tarafta bir değişiklik yok gibi görünse de elimizin daha iyi kavraması için hafif bir bombe verilmiş. Üstteki özellikler de genelde aynı ancak artık buradaki fn tuşu direkt video çekimi için atanmış(menüden istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz gene de), artık exposure compensation ile -3 +3 arasında değişmek mümkün. Önceki versiyonlardan bir stop daha fazla hareket edebiliyoruz.


Yine gözlerimiz ISO tekerini arıyor ama yine koymak istememişler. Ancak bir güzellik yapılmış ve 3 aralık auto ISO kullanımına izin vermişler. Böylece ortama göre ISO'yu 200-800, 200-1600, 200-3200 gibi otomatik ayarlarda tutabiliyor aynı zamanda önceden olduğu gibi enstantanede istediğimiz en düşük değeri makineye söyleyebiliyoruz.

LCD Ekran
LCD ekranda geliştirmeye gidilmiş, biraz büyütülmüş, güneşte görünmesi düzeltilmiş, X100 ve X100S'in 2.8-inch (460K-dot) LCD'si 3.0-inch (1040K-dot) ile değiştirilmiş. Ne kadar EVF kullanmayı sevsem de arada gizlice çekmek gerektiğinde LCD işe yarıyor ancak hala hareket edememesi bir dezavantaj.

Hybrid OVF ve EVF
EVF'de en büyük sıkıntım X100S'de gözümü götürdüğüm anda algılama ve EVF'nin ışığı ayarlaması arasında bir gecikme oluyordu. Şöyle ki önce herşeyi bembeyaz görüyordum daha sonra ekran düzeliyordu. X100T ile bu sıkıntı ortadan kalkmış. EVF gerçekten çok hızlı çalışıyor ve ayarlarınıza göre çekeceğiniz kareyi tam olarak vizörde görüyorsunuz.

OVF yani optik vizör ise X100 ilk çıktığında bizleri en çok sevindiren özellikti. EVF bu kadar gelişmesine rağmen Fuji OVF'ye yatırımına devam ediyor. Bu sefer artı olarak ekranın sağında ufak bir pencerede netlik noktamızı elektronik olarak gösteriyor böylece hem netliği hem de ayarlara göre elde edeceğimiz pozlamayı görebiliyoruz. Bu özelliği gerçekten çok faydalı buldum.

Fotoğraf Kalitesi
Asıl nokta tabii ki iyi görüntü. X100T'de kardeşleri gibi görüntü kalitesi mükemmel. Önceki modellere nazaran gözle görülür bir fark yok ki zaten ne olabilir bilmiyorum. 3200-6400 ISO'da rahatça çalışabilirsiniz. Özellikle portre çekimlerinde göze %100 crop yaptığımızda ne kadar başarılı bir lense sahip olduğunu görüyoruz.

Bence teknolojinin geldiği bu noktada sokak fotoğrafı için full frame bir sensör oldukça gereksiz. Aynasız makinelerin görüntü kalitesi sokakta full frame'i aratmıyor.

PARIS




Sessizlik ve Hız
Daha önce belirttiğim gibi stand-by'dan çekime hazır hale gelme zamanı iyileştirilmiş. Burada dikkat etmeniz gerekn bir tiyom var. Eğer makine hem LCD hem EVF ekranı aktif çalışıyorsa, kaldırdığınızda önce LCD ekrandan çekime geçiyor daha sonra gözünüzü algılayıp EVF'ye geçiyor. Bunu engellemek için sadece EVF modunda kullanırsanız daha hızlı bir şekilde çekime geçebilirsiniz.

Sessizlik ise zaten yaprak enstantane'ye sahip X100'lerin en büyük başarılarından biriydi. X100T elektronik shutter da devreye girerek tamamen sessiz bir hale gelmiş. Sokak fotoğrafçılığı için büyük bir avantaj sağlıyor.

Wi-Fi özelliği
Sonunda Wi-Fi X100 serisine de geldi. Böylece yoldayken cep telefonuna fotoğraflarınızı atabilir ya da çekim anında cep telefonunuzdan makine ayarlarını düzenleyip çekebilirsiniz. XT-1 ile aynı seviyede başarılı bir Wi-Fi akışı var. O kadar çok kullandım ki cep telefonu ile Paris'de bir tane dahi fotoğraf çekmediğimi gördüm. Yolda seçtiğim fotoğrafları telefona atıp instagramda işleyip ücretsiz Wi-Fi bulduğumda hesabıma yükledim.

Pil Ömrü
Aynasız makinelerin en büyük eksisi kısa pil ömürleri. Kullandığım bütün aynasızlarda pil en büyük sorunum olmuştur. Bu yüzden yanımda sürekli 2-3 adet yedek pil bulundururum. Ancak X100T bu konuda da büyük bir ilerleme kaydetmiş. Yine orta segment bir DSLR'dan daha kısa sürede bitiyor belki ancak sizi yarı yolda bırakmıyor. Tek bir yedek pil bir günlük çekimde yeterli olacaktır.

ADANA





Sonuç: Alınmalı mı?

Bu soruya kısa cevabım büyük harfler ile EVET!! Ancak önceki X100S yazımda belirttiğim gibi neyi aldığınızın farkında iseniz. Çarpan ile 35mm bir makine kullanacaksınız ve zaman zaman bu sizi zorlayacak. Ancak alıştıktan sonra gezilerde, sokakta 35mm'in çok iyi bir açı sağladığını bilmeniz gerek. Ayrıca tele ve wide conversion lensler ile artık 23mm ve 50mm ile çalışmanız da mümkün.

Tekrar sorumuza gelecek olursak. Bu seriye ilk defa girecekseniz seçiminiz X100T olmalı. Ancak parasal nedenlerle çıkamıyorsanız ikinci el bir X100S ile de yola çıkabilirsiniz.

X100'ünüz var ise X100T'ye geçmeye gerek var mı? Kesinlikle evet. Hem yeni sensör hem de çok daha hızlı bir makineniz olacak.

X100S'iniz var ise geçmenize gerek var mı? Elzem değil, tamamen sizin zevkinize kalmış. Bana sorarsanız yeni özellikler fiyat farkına değer.

Kısacası X100T sokak fotoğrafçılığı için bir cevher. Tek bir makinem olsa X100T olmasını isterim. Leica mı X100T mi verelim derseniz Leica isterim, sonra onu satıp yerine X100T alır, kalan para ile de Küba turuna çıkarım.

Fujifilm X100T ile Paris'de çektiğim fotoğraflar için buraya Adana için buraya bakabilirsiniz.


17 Aralık 2014 Çarşamba

Adana, Dünya Rakı Günü ve 13 Kare Sanat Günleri Ödül Töreni

Evet başlık biraz uzun oldu ancak kısacık Adana ziyaretimize bu kadar aktiviteyi sığdırmayı başardık. Jbid ile sabah saatlerinde Adana’ya vardık. Hava alanından otele uzaklık 3 km idi biz de taksi tutalım bari dedik, iki dakikalık taksi yolculuğu İstanbul’a göre oldukça pahalıya mal oldu. Yani siz siz olun Adana’da taksi kullanmayın bunun yerine araç kiralamak daha mantıklı olur.


Otelimiz Eski Adana’da bulunuyordu. İlk şoku sigara kokan odada yaşadık. İkimiz de içmediğimiz için kokudan rahatsız olan insanlarız, ancak resepsiyon “Sigara içilmeyen oda yok ki?” deyince kendine has bir şehirde olduğumuzu anladık.

Adana’ya geliş amacım AFAD’ın düzenlediği 13 kare 3. ulusal fotoğraf gösteri yarışması ödül törenine katılıp kazandığım Altın Koza Özel Ödülü’nü almaktı.



Önce çıkıp Adana’yı dolaşalım dedik. Sokaklar kumaşçılardan, börekçilik ve şalvarcılıklardan geçilmiyordu(nedense dükkanlarda böyle bir -cılık eki koyma sevgisi var). Taş köprüye doğru kendimizi atmayı başarınca daha güzel bir manzarayla karşılaştık. Taş Köprü Roma devrinde yapılmış dünyada hala faal olarak kullanılan en eski köprü. 21 gözlü olan köprü ne yazık ki 14 gözlü olarak günümüze ulaşmış.

Tam karşısında bulunan Sabancı Merkez Camii ile kentin yüzü tamamlanıyor. Sabancı Merkez Camii de Türkiye’nin ve ortadoğunun en büyük Camii’si. yapımı 1998 yılında tamamlanmış olan Camii’nin kapasitesi 20000 kişi. -Kaynak Wiki

Biz hala Adana’yı kafamızda canlandırmaya çalışalım, İstanbul’dan tanıdığım Adanalı dostum Mete Andırın ve rakı günü için ziyarete gelen Anıl Tamer Yılmaz ile buluştuk ve asıl Adana’nın artık bura olmadığını öğrenmiş olduk.

Bizi alıp Ziyapaşa bulvarına götürdüklerinde şehrin modern yüzü ile de tanışmış olduk. Aslında turistik olması gereken eski şehrin bu kadar bakımsız kalması çok ilginç bir şehircilik anlayışı. Oysa Taş Köprü’nün, Sabancı Merkez Camii’nin yanında içerisinde bulunan pek çok camii, medrese ve pazarları ile tam bir cevher bu bölge.

Bu arada gezerken ödül töreninin saati de geldi çattı. Heyecan ile Belediye Tiyatrosundaki törene doğru yola çıktık. Salonun girişinde AFAD’ın yapmış olduğu Altın Kamera baskı yarışmasının sergisi de vardı. Kısa bir sergi ziyareti sonrası yerlerimize geçtik ve töreni izledik. 13 Kare gösteri yarışmasının önemi 1995 yılında bir fotoğraf gezisi sırasında geçirdikleri kaza sonucu kaybettiğimiz 13 AFAD’lı fotoğrafçıya adanmış olması. 13 Kare Sanat günleri kapsamında hem fotoğraf yarışması hem de çeşitli sergiler ve gösterimler yapılıyor ve sanatçılar bu sayede anılmış ve unutulmamış oluyorlar.





Böyle önemli bir yarışmadan tek fotoğraftan değil de “Gölge Dünya” adlı gösterim ile bir projeden dolayı ödül almak da beni ayrıca sevindirdi.

Ödül töreni sonrası Mete bizi Cacık adlı bir ocakbaşına götürdü. Burada hayatımda tattığım en leziz Adana’yı yedim ve artık başka bir şehirde Adana yemenin boş bir hareket olacağına karar verdim.

Zaten Adana gurme turizminin ülkemizdeki önemli noktalarından biri. Özellikle bakırcılar çarşısındaki tatlıcılara da uğramanızı öneririm. Burada makineden taze çıkan sıcak tahinle, pekmezi karıştırıp içmeden dönmeyin. Zaten içerideki abi sizin İstanbul'dan ziyarete geldiğinizi öğrenince şekerden komaya sokmadan bırakmıyor lokumlar, cezeryeler havada uçuşuyor.

Biz ne kadar kalkamayız desek de Mete ve Anıl’ın ısrarları sonucu sabahın 5’inde kalkıp saat kulesinin dibinde yılda bir kez düzenlenen Dünya Rakı Günü’ne katıldık. Burada ciğer yiyip rakı içerek güne “zinde” ve “sağlıklı” başlayan Adanalılar göbekler atıp eğleniyor. Biz de eğlenceye katıldık ve 9:50 uçağına kadar gün doğumunu şalgam, rakı ve ciğer üçlüsü ile karşıladık.



Buradan tekrar bizi güzel şehirlerine davet eden AFAD ailesinden Başkan Sefa Aydoğan, Nevzat Hız, ve Fatoş Hanım’a, ayrıca Adana’yı bize sevdiren, fotoğrafçılığa ilk başladığım yıllarda tanışıp yol arkadaşlığı yaptığımız Mete Andırın ve sevgili ailesine de sonsuz teşekkürler.

Tüm fotoğraflar Fujifilm X100T ile çekilmiştir. Deneme fırsatı verdikleri için Fujifilm Türkiye ekibine teşekkürler.

Daha fazla fotoğraf isterseniz facebook ve google +’a bakabilirsiniz.




26 Kasım 2014 Çarşamba

Uluslararası Marmaris Fotoğraf Festivali'nin ardından

Uluslararası Fotoğraf Festivallerimize İstanbul ve Bursa'dan sonra bir yenisi de Marmaris'de eklendi. Fotoğraf sanatının festivaller ile taçlandırılması ülkede fotoğrafa olan ilgiyi geliştirmek için doğru bir yol.

Marmaris gibi bir turizm beldesine hem ustaların hem de genç fotoğrafçıların sunum, sergi ve söyleşiler için çağrılmış olması birbirimizi tanıma ve işlerimizi tanıtma adına büyük bir şanstı.




Festival süresince üç ayrı fotoğraf yarışması ile festivale olan ilginin geniş bir tabana yayılmasına çalışılmış. Başta Seyhan Terzioğlu olmak üzere bütün ekip çok iyi çalıştı ve ilk yıldan doğan bazı aksaklıkları gidermek için de iyi niyetle uğraştılar. Kendilerine böyle büyük bir fotoğraf festivalini Ülkemize kazandırdıkları için teşekkür ederim.

İbrahim Zaman, Ersin Alok ve İlyas Göçmen Fotoğraf Anıtında

Neslihan Yazıcılar ile Anıt'da hatıra pozu 
İki gün boyunca festivale katıldım. Sunumları, sergileri gezdim, açılışlara katıldım ve kendi sunumumu yaptım. Güzel bir sunum oldu, tabi çıkıp konuşurken o kadar heyecan yapmasam iyiydi:)

Sunum sırasında heyecanlanan Masis modeli

Festivalin sonunda Altın İnci büyük hizmet ödülü Prof. Dr. Sabit Kalfagil'e, amatör fotoğrafçılığa katkı ödülü Sille Sanat Sarayı başkanı Reha Bilir'e, haber fotoğrafçılığı ödülü Ali Öz'e, özel yetenek ödülü Kürşat Bayhan'a, akademik proje ödülü Doç. Dr. Emre İkizler'e, sektörel başarı ödülü Saygun Duran'a ve sosyal sorumluluk ödülü ise Serdar Akyay ile Emel Sezer'e verildi. 




Fotomaraton'da ise Van Fotoğraf Derneği Başkanı, Marmaris'de tanışıp kaynaştığımız Tayfun Çiftçi birinci, Eser Paşa ikinci ve Kemal Kılıç ise üçüncü oldu.

Sonuçta hem güzel vakit geçirdik, hem eski dostları gördük, hem de yeni dostlar edindik. Umarım seneye bu işin devamı da gelir ve daha da geniş kapsamlı bir festival olma yolunda ilerler.

Sonunda Akın Acar'la da bir fotoğrafımız oldu
Tek diyebileceğim özellikle Marmaris'li gençlerin bir şekilde bu festivale dahil edilmesi. Özellikle sunum ve panellerde yerel halktan katılım pek yoktu. Oysa liseler ile konuşulup çocukların gelmeleri sağlansa o gençlerden bir kişi bile seyrettiği sunumdan, sergiden sonra fotoğrafa olan merakını arttırsa ve üretime başlasa ne büyük bir başarı olur. Bu kadar büyük ustaların onlara verebilecekleri çok şey var. Bence bu fırsatı kaçırmamaları gerekirdi.


11 Kasım 2014 Salı

Sille Fotoğraf Festivali 2014


Yeni üyelerinden olduğum Sille Sanat Sarayı "Sille'de sanat var..." diyerek fotoğraf severleri bir kez daha Konya'ya çağırıyor. Program oldukça geniş. Ne yazık ki Marmaris ile çok yakın tarihlerde olmasından dolayı bu seferlik katılamıyorum. Umarım gelecek yıl hazırlıklı olarak festivalde yerimi alabilirim.



13 - 16 Kasım 2014 tarihlerinde düzenlenecek SİLLE FOTOĞRAF FESTİVALİ PROGRAMI'na buradan ulaşabilirsiniz.



10 Kasım 2014 Pazartesi

Uluslararası Marmaris Fotoğraf Festivali


Marmaris bir hafta boyunca fotoğraf ile buluşuyor. İlk defa düzenlenecek olan festivalde sunum, konferans ve sergiler ile fotoğraf sanatçıları sanatseverler ile buluşturulacak. 

Bu geniş festival programında ben de salı günü bir sunum yapacağım ve "UPI TR 2014" Karma Sergisinde bir fotoğrafım sergilenecek. 

Fotoğraf sanatı adına bu kadar önemli bir programda yer bulabilmek gerçekten büyük mutluluk. Şimdiden fitili ateşleyen organizasyon ekibine başarılar dilemek isterim. Umarım hak ettiği değeri görecek bir festival olur. 



Tanıtımdan;

"Uluslararası Marmaris Fotoğraf Festivali, 17-22 Kasım 2014 tarihleri arasında Marmaris’te fotoğraf sanatının ışığını yakarak bu sanat ve kültür ışığını tüm Dünya'ya yaymayı hedefliyor.

Festival, tüm Dünya'dan konuk edeceği fotoğraf sanatçıları ile Türk Fotoğraf Sanatı'na hizmet eden değerli sanatçılarımızı bir araya getirecek.

Geleneksel olmasını arzuladığımız Uluslararası Marmaris Fotoğraf Festivali, fotoğraf sanatını Marmaris yaşayanlarıyla ve tüm Dünya'dan ziyaretçileriyle bütünleştirecek. Marmaris Belediyesi olarak yıllarca sürecek görsel bir şölenin başlangıcı olacağına inandığımız Uluslararası Marmaris Fotoğraf Festivali kapsamında 6 gün boyunca sergiler, paneller, workshoplar, foto - maraton, ulusal ve uluslararası fotoğraf yarışmaları düzenlenecek.

Festival, katılımcıların gözüyle Marmaris ve çevresinin güzelliklerinin kayıt altına alınması ve tüm dünyada “Kültür ve Sanat Kenti Marmaris” algısının uyandırılmasını sağlayacak.

Festival kapsamında verilecek olan ‘’Altın İnci Ödülü’’ ile ülke ve Dünya gündeminde yer almış başarılı fotoğrafçılar onurlandırılacak ve bu ödül geleneksel hale getireceğimiz festivalimizin Prestij Ödülü olacak."


6 Kasım 2014 Perşembe

Sokak fotoğrafçılığı için kamera önerileri

Bana en çok sorulan soruların başında "Hangi kamerayı almalıyım?" geliyor. Her zaman teçhizata değil kendimize yatırım yapmamız gerektiğini söylerim. Ama soruların ardı arkası kesilmediği için kısa bir liste yapmak istedim. Belki biraz yol gösterici olur. Ancak unutmayın ki kamera bu işin sadece bir aracı, amacı değil. Bana soracak olursanız pahalı bir makine alıp Taksim'de gezmek yerine, ucuz bir makine alıp kalan parayla Hindistan'a gitmeyi tercih ederim.

Şimdi sokak fotoğrafçılığı üzerinden konuşmamız gerektiğinde ufak, hafif bir makine işimizi kolaylaştıracaktır(bunu yazan kişi Canon 5D Mark II kullanıyor). Bu yüzden DSLR'lar bu iş için artık hantal kalmaya başladı. Yeni yeni gelişen aynasız dediğimiz sistemler sokak fotoğrafçıları için daha tercih edilebilir modeller sunuyor. Aynı şeyi gezi fotoğrafçıları için de söyleyebilirim.

Şimdi merakla beklediğiniz konuya gelelim ve piyasadaki en iyi modelleri sıralayalım.

1. Fujifilm X-T1

16,3 Milyon Piksel, ISO 200-6400(ISO 51200'e kadar genişletebilme), X-Trans™ CMOS II algılayıcı, Magnezyum alaşım, toza, suya dayanıklı yapı, Wi-Fi... kısaca her şartta kullanabileceğiniz rüya gibi bir makine. Fuji'nin film simülasyonlarını ve kaliteli lenslerini de ekleyince bu küçük canavar kusursuz bir başyapıta dönüşüyor. Blog yazımdan XT-1'in geniş incelemesini bulabilir, buradan da satın alabilirsiniz.  



2. Olympus OM-D E-M1

XT-1'i zorlayacak en büyük rakip Olympus'un OM-D serisinin en güçlü modeli olan E-M1. 16.3MP Live MOS Sensör, rakibi gibi toza, neme dayanıklı magnezyum gövde ve diğer özellikleri ile XT-1'e kafa tutuyor. Ancak en büyük farkı Micro 4/3 sensörü. Şimdiye kadar bize öğretilen sensör büyüklüğü eşittir kalite dengesi düşünüldüğünde bu bir eksi gibi görünebilir, ancak ortaya çıkan sonuçlar hiç de öyle olmadığını gösteriyor. Olympus'un bence en büyük eksisi menü sisteminin karışıklığı. Sokak fotoğrafçılığı gibi hızlı olmamız gereken çekim ortamlarında zorluyor. Ancak alışınca geçer diyelim. OM-D serisi gerçekten başarılı bir sistem. Lens bolluğu da düşünülünce alabileceğiniz en iyi makinelerden biri olduğunu söyleyebilirim. Fiyatına buradan bakıp satın alabilirsiniz.

3. Fujifilm X100/S/T

Fujifilm X100 Fuji'nin ilk aynasız atağıydı. Aslında sabit lensli olduğu için aynasız kategorisinde de değerlendirmemek lazım. Hem optik hem elektronik vizöre sahip olması en büyük avantajı. Üzerinde bulunan 35mm lens ile gerçek sokak fotoğrafçılığı ruhunu yakalayabilirsiniz. Günlük olarak ben de X100S kullanıyorum ve son derece memnunum. Yeni çıkan T serisi sistemi daha da geliştirdi. Hybrid bakaç artık optikte iken bile altta ufak bir karede netlik bölgesini dijital olarak gösterebiliyor. Hem sokak fotoğrafçılığı için hem de ikinci bir makine almak isteyenler için en iyi tercihlerden biri. Satın alma linki burada. X100s incelememi de buradan okuyabilirsiniz.



4. Sony A7/r/s

Sony A7 aynasız piyasayı full frame ile tanıştıran ve yenilikçiliği ile ön plana çıkan bir marka oldu. Önceki Nex serisinden aldığı geri dönüşler ile A7 gibi bir alet geliştirerek piyasada güçlü bir konuma geçti. Tabi fiyat olarak baktığımızda rakiplerinin üstünde kalıyor. Ayrıca lens konusunda da henüz sıkıntısı var. Ancak hem full frame çalışmak isteyip hem de ufak bir makine isteyenler için tek tercih. farklı megapiksellerde ve özelliklerde 3 ayrı modeli bulunuyor. Body fiyatına buradan bakabilirsiniz.




5. Canon 100D

Listeye bir DSLR sokmaz isem olmazdı. İşte dünyanın en ufak aynalısı. Canon 100D abisi 700D'nin ufaltılmış versiyonu. Giriş seviyesi bir DSLR olarak düşünülebilir, ancak sokak fotoğrafı için de boyutsal olarak çok avantajlı bir ürün. Canon'un lens çeşitliliğini ve Türkiye'de bulunma kolaylığını da düşünürsek çoğu aynasızı kafamızdan silmemize yarayacak bir alet. 35, 40, 50mm bir lens ile düşünüldüğünde sokak fotoğrafı için çok verimli bir set olur.  Özelliklerine şuradan bakabilirsiniz.

Böylece lenslere fazla girmeden kısaca piyasada şu an için alınabilecek iyi makinelerin bir listesini yapmış olduk. Ancak Leica'nın adını anmadan da listeyi bitirmek olmaz.

5.5 Leica M9


Gerek özellikleri gerekse kullanım kolaylığı açısından rakiplerinin çok gerisinde olan Leica kırmızı noktalı logosu, pahalı body ve lensleri ile full frame rangefinder olarak hala dimdik ayakta duruyor. Mantık olarak alınmaz diyeceğimiz bu alet öyle bir cazibe merkezi haline geldi ki paranın satın alabileceği en güzel şey olarak görülüyor.

Tamam, kaliteli fotoğraf çekiyor, kimsenin buna bir itirazı olmaz ama alım gücü olarak çok kısıtlı bir çevreye hitap ediyor. Hem manuel fotoğraftan anlamak, hem de sırf body için 7000+USD'yi gözden çıkarmak gerek. Eğer buna gücünüz yetiyorsa M9 kesinlikle tek tercihiniz olmalı.

2014 yılı itibari ile sokak fotoğrafı için önerebileceğim makineler kısaca böyle. Evet Fujifilm XE-2, Olympus OM-D EM-5/10, Sony Alpha A6000,  Sony DSC-RX1R gibi pek çok iyi makine daha var. Ancak ben biraz da kategorisinde çığır açan makineleri seçmeyi uygun buldum. Ama başta dediğimi en sonda tekrar etmek isterim, makineye değil asıl yatırımı kendinize yapın.

Görüşmek üzere.


29 Ekim 2014 Çarşamba

Bodrum Cup 2014

Yoğun geçen bir haftalık Bodrum Cup maceramızdan döndük. Geriye kalan güzel fotoğraflar, yeni dostluklar ve bel ağrısı oldu :)

Instabodrumcup yarışması, bir instagram fotoğraf yarışmasının ilk defa TFSF onayı alması açısından önemli idi. Tabi bu durum şartnameye mutlak uyulması gerekliliğini doğuruyordu. Bizim için de bir deneme oldu. Belki sonraki instagram yarışmalarında neler yapılması, neler yapılmaması gerekir anlamış olduk. Tabi benim de TFSF onaylı bir yarışmada jüri olmam kendi açımdan ayrı bir mutluluk oldu.

Jüride kimler yoktu ki. Ali Öz, Cengiz ve Sema Karlıova, Bülent Yüksel, Gülümser İşçelebi  ve Ersin Alok gibi ustalar ile bir hafta boyunca çalışmak müthiş bir deneyim olacaktı.

Aramızdan yarışın en kıdemlisi Gülümser Hanım'dı. Kendisi 26.sı düzenlenen Bodrum Cup'a 26 sene boyunca katılmış. Bu yarışlar boyunca çektiği fotoğrafların gösterimini de seyretme şansımız oldu. Ali Öz de on yılı aşkın süredir Bodrum Cup'ın sıkı takipçilerinden. İki jüri üyesinden de yarışlar boyunca bol bol tiyo aldım.

Şimdi sizlere bu maceralı süreç boyunca neler yaşadık kısaca anlatayım.

1. Gün:

Bodrum Hava Alanı'na indikten sonra yatacağımız tekneyi bulmak için Marina'ya doğru yol aldım. Bizi bir hafta boyunca ağırlayan Oğuz Bey teknesi(tekne demek ne derece doğru bilemiyorum gemi de olabilir) ile tanışıklığımız da böylece başladı. Instabodrum Cup yarışma jürisi ile bütün yarış süresi boyunca bu tekne ile yol aldık.

Yüksek Ökçeler Okul Teknesi ile açılışı yaptı

Bodrum Marina'da gün doğumu


İlk gün açılış liselerin, yarışmacıların yürüyüşleri, bodrumlu çeşitli grupların sahne şovları ile geçti. Sonrasında akşam alemlere akılmış(Valla ben erkenden uyudum). Bu arada Bodrum'a gelmeyeli bir 10 yıl olmuştur. Eski eğlencesinden eser yok. Barlar sokağının adı kalmış, sokakta 2-3 bar anca var. Geri kalan alışveriş dükkanları.

2. Gün:

Yarışın ilk günü tertemiz bir hava bizi karşıladı. Ama havanın bu kadar güzel oluşu yelkenliler için çok da iyi değilmiş. Rüzgar olmadığı için start 3 kere iptal edildi. En sonunda tekneler açığa alınarak Gümbet'e varış zor da olsa sağlandı.

İlk günü bir motorboat'ta tekneleri takip ederek geçirdik. Büyük gemide yarışı konforlu bir şekilde seyredip fotoğraflamak mümkün ancak yakın takip istiyorsanız daha ufak teknelere geçmek gerekiyor.




Gümbet'de tekneler özel olarak yapılan Bodrum Cup City'e bağlandı. Kara ile bağlantısı olmayan bu iskelede geceledik. Yine çeşitli sahne şovları, yemek yarışması ve konserler ile gün sona erdi.

3. Gün:

Kalimnos Adasına doğru 3. Etap başladı. Rüzgar bu sefer etkisini göstermeye başlamıştı. Yaklaşık üç saat sonunda güzel fotoğraflarla Kalimnos'a vardık. Küçük bir Yunan adası olan Kalimnos balıkçılık ve sünger ürünleri ile ün yapmış. Burayı ayrı bir yazı olarak ele alacağımdan şimdilik detay vermiyorum. Ama mavi kapı/pencere çekmelere doydum diyebilirim.


4. Gün:

Daha ilk günden perşembe günü fırtına kopacağı uyarısı geçiliyordu. Biz de neler olacağını merakla bekliyorduk. Bu etapta geçeceğimiz ikinci Yunan adası Leros vardı. Ancak start fırtınadan dolayı verilemedi ve Kalimnos'da kaldık. Leros'u da görmek isterdim tabii ama bir gün daha adada kalınca bol bol gezme fırsatımız oldu.

5. Gün:

Fırtına etkisini yitirince Yalıkavak'a doğru yola çıktık. Yine 3-4 saatlik bir yolculuk sonrası Yalıkavak Marina'ya geldik. Marina yakın zamanda yenilenmiş, tabi hemen içine bir AVM kurulmuş. Kalimnos'un ucuzluğundan sonra burada para harcamak zor oldu. Akşam marinada eğlence vardı. Kıyafet yarışması sonuçlandı ve yine konserler ile gece bitti.



6. Gün:

Yalıkavak'dan Bodrum'a doğru son etap alındı. Ben de son günü Zodiac tarzı bir motorda geçirmeye karar verdim(Biraz Ali Öz'ün de ısrarı sonucu). Dalgalarla boğuşurken fotoğraf çekmek zor ama çektiğiniz fotoğraf da daha anlamlı, aksiyonun içinde oluyor. Bol bol ıslandım, baktım makineyi koruyamıyorum kafadaki buff'ı çıkardım makineye sardım. Güzel bir çözümmüş tavsiye ederim. Tam kurudum dediğimde yağmur başladı Bodrum'a sırılsıklam çıktım. Bel ağrım da buradan miras kaldı.


En sevdiğim fotoğraf bu oldu


Böylece yarış bitti ve jüri olarak son kez toplanıp, son katılım olan saat 18:00'i beklemeye koyulduk. Elemeleri yaptık ve her üç bölümden birer fotoğrafı ödüle değer bulduk. Ben jüri değerlendirmesi sonuçlanınca uçağa yetişmek için fırladığımdan akşamki ödül töreni ve kapanışı kaçırdım. Umarım ödül alan arkadaşlar için go pro ileriki fotoğraf faaliyetlerinde kullanabilecekleri güzel bir hediye olmuştur.

Tüm bu bir hafta boyunca bizleri konuk eden Bodrum Cup organizasyon ekibine özellikle ilk günden itibaren her problemde yanımıza koşan Özge Yüksel'e, değerli jüri üyelerine ve Instabodrumcup'a katılan tüm yarışmacılara teşekkürler.

Arada Gopro ile selfie çekmeyi de ihmal etmedim


Fotoğrafların daha fazlasına google+, facebook ve flickr üzerinden ulaşabilirsiniz. Yarışmanın sonuçları ise burada.



15 Ekim 2014 Çarşamba

InstaBodrum Cup 2014 Fotoğraf Yarışması

20 Ekim'de başlayıp beş gün sürecek olan Bodrum Cup sırasında yelkenlilerin yarışı dışında bir de fotoğraflar yarışacak. Ben de bu yarışmanın jürisindeyim.

Jüri üyeleri;
Ersin ALOK Fotoğraf Sanatçısı
Gülümser İŞÇELEBİ Bodrum Cup Komite Üyesi
Cengiz KARLIOVA Fotoğraf Sanatçısı
Sema KARLIOVA Fotoğraf Sanatçısı
Ali ÖZ Fotoğraf Sanatçısı
Masis ÜŞENMEZ Fotoğraf Sanatçısı
Bülent YÜKSEL Fotoğraf Sanatçısı

Bu kadar önemli ismin yanında anılmak gerçekten gurur verici bir durum. Jürilik dışında yarış sırasında bolca da fotoğraf çekeceğim tabii ki. Bir sonraki yazımın ne ile ilgili olabileceğini tahmin edersiniz artık. İzlemede kalın..

Yarışmanın başvuru koşullarını şuradan görebilirsiniz.


Fujifilm Kumsalda Model Çekim Atölyesi

Pazar günü Fujifilm'in düzenlediği "Kumsalda Model Çekim Atölyesi" için Silivri'ye gittik. Cozy Ajans'ın ev sahipliğinde iki model ve iki at ile çekimler yaptık. Bu arada bir dolu kıyafet değişildi. Fujifilm bize XT-1'leri farklı lenslerle kullanım imkanı sundu. Hüseyin Aldırmaz ve Sertan Tiryaki model çekimi hakkında değerli bilgilerini bizlerle paylaştı.


Havanın kapalı olması yumuşak bir ışık sağlayıp, fotoğrafları gölgeden kurtarsa da gökyüzünün bembeyaz çıkması bizi zorlayan en büyük sorundu. Ayrıca atların huysuzluğu da modellere zor anlar yaşattı.

Hayatımda bir at ile bu kadar uzun zaman ve yan yana olmamıştım. Gerçekten çok eğlenceli hayvanlar, ama tabi 500 kg hayvan etrafta köpek gibi hoplayıp zıplarken dikkatli olmak gerekiyor. Modellerimizden Deniz zaten binici olduğu için hayvanlarla iyi anlaştı. Ancak Rus modelimiz Alisa oldukça zorlandı.




XT-1 ile genelde 56mm 1.2 lensi kullandım. Portre için oldukça keskin ve güzel bir lens. FF makinelerde 85mm'e denk olduğunu düşünürsek aynasızlar içinde en iyi portre lensi diyebilirim. Ancak at gibi büyük bir hayvanla model çekmek istiyorsanız biraz geriye gitmeniz gerekiyor. 10 kişilik bir grupla fotoğraf çekince de geriye gittiğiniz an birileri ister istemez kadraja giriyor. O yüzden böyle etkinliklerde biraz daha geniş açı ile yakından çalışmak daha mantıklı.

XT-1 daha önce test için bana gönderilmiş olduğundan zaten aşinaydım. Ancak bu kadar uzun süren bir çekimde kullanınca EVF'nin gözü yorduğunu fark ettim. O yüzden ben hala optik vizörlü X pro 2 gibi bir makinenin çıkmasını bekleyeceğim. Sanırım çıktığında da uzun yol arkadaşım 5D Mark II ile yolları ayıracağız.

XT-1 incelememi ayrıca buradan okuyabilirsiniz.

Daha fazla fotoğraf görmek isterseniz facebook ve google+ 'a bakabilirsiniz.

Fujifilm'e böyle değişik ve güzel bir atölye çalışması yaptıkları için ve body ve lensleri deneme fırsatı verdikleri için ayrıca teşekkürler.