Öne Çıkan Yayın

10. FOTOGEN Gösteri Günleri

25 Haziran 2013 Salı

Saint Petersburg


Sovyet zamanı adı ile Leningrad, Rusya’nın en güzel şehirlerinden biri. Biz de ailecek eşimin üniversite konferansı nedeni ile gitme şansı bulduk. Bu yazımda sizlerle hem yolculuğu hem de fotoğraflarımı paylaşacağım.
Sovyetlik ne güzel şey
Dostoyevski'nin son romanını okudunuz mu? 

Öncelikle Russiya Airlines ile uçtuk. THY’nin neredeyse üçte biri fiyatına geliyor. Direkt uçuş olarak da bu ikisi dışında bir alternatifiniz yok. Oteller beyaz geceler dolayısı ile zaten dolu iken bir de ekonomik forum varmış, o yüzden fiyatlar uçuktu.

Ben de ilk defa uzun zamandır methini duyduğum airbnb yi kullanmayı tercih edeyim dedim. Airbnb insanların boş evlerini ya da odalarını şehri ziyaret edeceklere sunmalarına yarayan bir site. Tatile çıkarken de airbnb’nin sitesi üzerinden fiyatlara bakmakta fayda var. Merkezi bir yerde ev rahatlığı ile kalmak mümkün. Özellikle kalabalık bir aile için oldukça iyi bir seçenek. İlk defa kızımız ile bu kadar uzak bir bölgeye tatile çıktık. Kendi odası olduğu için oldukça sevinçliydi.

Airbnb ile Yulia’nın dairesinde konakladık. Fotoğraflardan da görüldüğü üzere oldukça şirin bir daire. Merkeze özellikle de Nevsky’e yakın olması da büyük bir artı. Yulia sağ olsun gidiş geliş yollarını da açıkladığı için zorluk çekmeden yeri bulduk.
Yanlış yollara sapıp böyle güzellikler bulmak mümkün


Şehirde toplu taşıma olarak metro, otobüs, tramvay gibi seçenekleriniz var. Fiyatlar son derece uygun yaklaşık 1 usd’ye binebiliyorsunuz. Ruble olarak 25 ruble otobüs, 28 ruble de metro biletleri. Otobüs biletlerini bindiğinizde alabiliyorsunuz.

Metro hattı oldukça gelişmiş ve hızlı. Özellikle Hava alanına inişte şehre gitmek için kullanmanız gerekecek. Ancak aklınızda olsun hava alanında direkt metro yok. Önce otobüse binip oradan metroya geçmeniz gerekecek. hava alanı da gördüğüm en ufak ve kötü hava alanlarından biri, ki bunu Diyarbakır hava alanını görmüş biri olarak söylüyorum.

Ben Metro ile şehri göremediğim için genelde otobüs kullanmayı tercih ederim. Ancak latince alfabe kullanan tabela olmadığı için otobüs kullanımı biraz zor. Herhangi bir hat haritası da bulamadım. Yulia sağ olsun kullanmamız gereken hatları söylediği için fazla zorlanmadık.

Bu konuda bir başka yardımcınız da akıllı bir telefonunuz varsa Google maps olacaktır. Gitmek istediğiniz adresi girip toplu taşıma seçeneğini seçerseniz hat numaralarını veriyor. Genelde bu sayede gezdiysek de bir seferinde yanlış bir hatta binmemize neden oldu. Gerçi şehrin her bölgesi açık hava müzesi olduğu için çok da fark etmedi bu durum.

Gezilip görülmesi gereken çok sayıda yer var. Beyaz geceler sayesinde 24:00-01:00’a kadar hava da kararmadığından bol bol zamanınız oluyor. Ancak gene de Saint Petersburg üç dört günde bitebilecek gibi değil.

42 adacık üzerine kurulmuş şehir bu nedenle “Kuzey’in Venedik’i” olarak da biliniyor. Rusya’nın 2. Avrupa’nın ise 4. büyük şehri. Büyüklük derken, şehirde gerçekten her şey çok büyük. 200 yıl Rus Çarlığının başkenti olduğu düşünülünce büyüklük merakını daha iyi anlayabilirsiniz. Meydanlar, parklar, yollar, yapılar akıl almaz derecede büyük. Bir yan sokaktan dolaşalım da farklı bir yer görelim derken şehrin apayrı bir yerine çıkmak zorunda kalabilirsiniz. O yüzden haritayı elinizden düşürmeyin.  

Ziyaret edebildiğimiz yerleri kısaca tanıtmak gerekirse;

Nevsky Caddesi:
Oldukça uzun ve geniş bir cadde olan Nevsky şehrin 24 saat uyanık olan bölgelerinden. Alış veriş, yemek ve eğlence için buradan yola çıkmanız lazım. Ayrıca bir çok tarihi mekana da ev sahipliği yapıyor.

Hermitage Müzesi\Kış Sarayı:
Dünyanın en geniş koleksiyonuna sahip müzelerinden biri. 3000’den fazla esere ev sahipliği yapıyor. Sırf burayı tam anlamı ile gezmek isterseniz 2-3 günü ayırmanız gerekir. Meydanı da gördüğüm en geniş meydanlardan biri idi.
Hermitage

Bütün yük hep erkeklerin sırtında

Peter ve Paul Kalesi:
Hermitage’ın tam karşısındaki adacıkta bulunuyor. İçeriye giriş ücretsiz ama kiliseye girmek için bilet almanız gerek. Çan kulesi ve kilise gerçekten etkileyici.

Church of the Saviour on Spilled Blood
Şehirdeki kiliselerden en görkemlisi. Moskova’daki soğan kubbeli kiliselere benzer bir mimarisi var.  


Saint Isaac Katedrali
43 metre yüksekliğindeki kulesine çıkıp panaromik olarak şehri seyretmenizi öneririm. İçi de ayrıca müze olarak kullanılıyor.
Bugün sana tepeden baktım ey aziz Aziz Petersburg


Exchange Building(Denizcilik Müzesi)
Eski borsa olan müze şehrin Vasilievsky adasında bulunuyor. Bu ada daha çok üniversiteleri ile bilinse de bu bina,  önündeki seyirlik alan ve park gayet güzel.
Kızımı burada uyuttum ve fotoğraf çekmeye devam ettim.

Gostiny Dvor
Şehrin en eski alış veriş merkezi. Şimdilerde bir AVM görüntüsünde olsa da içinde her şeyi bulmak mümkün. Dış mimari yapısı da oldukça ilgi çekici. Nevsky’nin tam göbeğinde bulunuyor.
Burası bir AVM

Bu mekanlar dışında daha pek çok görülmesi gereken yer var. Ancak daha fazla uzatmadan burada bitireyim. Özellikle Peter ve Paul Kalesi’ne giderken metrodan çıkışta sol tarafta bir Camii var. Gördüğüm en ilginç çini süslemelerini barındıran Camiilerden biri. Ayyaş ve çapulcu Ruslar ayakkabı ile girip içeride bira içmesin diye kapılar kapalıydı sanırım. Ama dışı bile insanı büyülemeye yetiyor.
Parklarda her köşede resim yapan insanlar görmek. İşte Sovyet ferahlığı!!


Perşembe-Pazar arası gezdiğimiz St. Petersburg’u kısaca tanıtmak istedim. Biz şehre doyamadık. Tek bir ziyaretle bitirilemeyecek bir şehir. Umarım tekrar yolumuz düşer. 

Fotoğrafların tamamına her zamanki gibi google+ 'dan ulaşabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder