Öne Çıkan Yayın

Leica ile Berlin Fotoğrafları ve Bazı Püf Noktalar

28 Aralık 2012 Cuma

Beypazarı Gezisi


Büyük Havuç Heykeli

Hafta sonu PENFA grubu ile Beypazarı gezisi yaptık.  İstanbul’dan yaklaşık 5-6 saat süren yolu gece alarak sabahın ilk ışıkları ile orada olduk… diyemeyeceğim, çünkü o ışık bir türlü gelmedi. Soğuk, kapalı, karlı ve yağmurlu bir gündü bizi bekleyen.

Durum böyle olunca biz de bu tarihi yerleşimi gezebildiğimiz kadar gezip sonrasında ısınmak için farklı farklı mekanlarda çay, kahve içmeye verdik kendimizi. Yine de sevdiğim birkaç fotoğrafla döndüm geziden. Ne kadar yorulsak da iyi ki de gitmişiz.

Öncelikle Beypazarına daha girişte sizi kitsch bir havuç heykeli karşılıyor. 70’lerin uzaylı istilalı b filmlerinden fırlamış gibi duran bu heykelle fotoğraf çektirmeden dönmeyin. Böylece Beypazarı’nın önemli besin değerlerinden birinin havuç olduğunu anlıyoruz. Ancak etrafta herhangi bir havuç tarlası göremiyoruz. Havuç tarlası neye benzer bilir miyiz gerçi. Bugs Bunny çizgi filmlerinden kalan bir şekil var sadece kafamda.

Eski Osmanlı köy stilini koruyan mimarisi fotoğraflamak için güzel. Bir de tepede seyir alanı var ki güzel fotoğraflar çıkabilir. 

Biz de herkes gibi bilinen seyir alanına gitmek yerine kendimizi tam tersi yönde çıkan bir yokuşa atıyoruz. Yol üzerinde evler gitgide azalmaya başlayınca etraftaki çocuklara soruyoruz nerden gidelim diye. Onların yönlendirmesi ile kayalık bir tepeye çıkıyoruz ve buradaki muhteşem manzara ile geziyi de kurtarıyoruz.



Çocukların da fotoğraflarını çekerek amatör fotoğrafçının olmazsa olmazlarından birine imza atarak tepeden aşağı kendimizi atıyoruz. Öğlen olmuştur gidelim bir yemek yiyelim derken saatin daha dokuz olduğunu gören bizlerde bir hüzün beliriyor. Beypazarı havuç suyunun bol, saatin ise akmadığı bir memleket.


Neyse ki ısınmak için bir köşkün açık restoranına atabiliyoruz kendimizi. Gezinin bundan sonrası havuç lokumu, gözleme, havuç suyu ve Beypazarı kurusu gibi gıdaların tüketilmesi ile geçiyor.  Öğlen olunca geri kalan grupla da birleşerek Beypazarı’na çıkmamız gereken saatten de önce elveda diyoruz ve soluğu yol üzerindeki Nallıhan Kuş Cenneti’nde alıyoruz. Soğuktan dolayı etrafta herhangi bir kuş görünmese de bulutlu dağlarla bezeli benzersiz bir manzara var.

Burada kısa bir duraklama ile manzara çekerek İstanbul’a bu yorucu ve zevkli gezinin sonuna doğru yola çıkıyoruz.


Fotoğrafların devamına google + 'dan bakabilirsiniz. 

Yazar bu bölümde PENFA’nın ağır reklamını yapmaktadır;

Penfa, Pendik Fotoğraf Amatörleri  adıyla özellikle Pendik’li ve Anadolu tarafında fotoğrafla ilgilenenleri bir araya getirmeye çalışan bir oluşum. Kurucusu Recep Bey’in arkasına aldığı Pendik Belediyesinin de katkılarıyla hem haftalık toplantılar yaparak fotoğraf bilgisi verirken hem de çeşitli geziler ve sergiler düzenleyerek Pendikliyi fotoğrafla kucaklıyor.

Üye olmak için FB sayfası https://www.facebook.com/groups/penfa/
Ayrıca yeni yayına başlayan nur topu gibi bir fotoğraf paylaşım sitesi açtılar; http://www.penfa.net/

Gezi için PENFA’ya teşekkürlerimle…

2 yorum:

  1. ellerine sağlık...

    YanıtlaSil
  2. Katılamadığım için başlarda üzülmüştüm.
    Şimdi okuyunca çok şey kaçırmadığımı görüp kendi adıma sevindim:)

    Fotoğraflarınız gayet güzel... emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil