Öne Çıkan Yayın

Leica ile Berlin Fotoğrafları ve Bazı Püf Noktalar

14 Kasım 2012 Çarşamba

Fotoğraf paylaşımı, fotoğraf eleştirisi ve eleştiriyi kabullenebilmek üzerine…

Sosyal Medya’nın hayatımızda bu kadar yer edinmesi ile fotoğrafçılar da bu gücün farkına vardılar. Facebook, twitter gibi paylaşım sitelerine yüklenen düşük kaliteli fotoğraflar bir yandan arkadaşlarının “on numara fotoğraf” yorumları ile gaza gelinmesine neden olurken bir yandan da gerçek fotoğrafın güzelliğini kırmaya başladı.

Yeni fotoğraf paylaşım ortamlarını bu yönden ikiye ayırmak lazım; birincisi sosyal medya üzerinden paylaşım ve ikincisi de oylama, puanlama ve beğeni üzerinden giden Flickr, 500px ya da ülkemizdeki örneklerinden fotokritik, fotoiz gibi sadece fotoğrafa odaklanan siteler.

Puanlama sistemi ile çalışan sitelerde fotoğraf eleştirileri genelde olumlu olur ve al gülüm ver gülüm ilişkisi hakimdir. Ancak belli bir izleyici kitlesine sahip olunca ve her fotoğrafınız bu kişiler tarafından favori listesine alınıp puanlamaya başlayınca iktidarın gücüne sahip olarak başka fotoğrafçıların işlerini kötüleme başlayabilir. Bu sitelerden gerçek bir eleştiri işitmek yine de çok olası olmasa da günün fotoğrafları arasında yer bulursanız mutlaka bir kısım iktidarın dikkatini çekip kötüleneceksinizdir. Ha bir de al gülüm ver gülüm ilişkisi ile fotoğrafçılık anlamında hiçbir değeri olmayan fotoğrafların anasayfalara çıkması(ki bu ne yazık ki sadece Türk sitelerinde gözlemlediğim bir gerçektir) fotoğraftan anlayan kullanıcılar tarafından tepki çekecektir.

Diğer yandan Facebook gibi popüler sosyal medya ortamlarında da fotoğraflarınız arkadaşlarınız tarafından genelde beğeni ile karşılanacak ve ego tatmini açısından size güzel bir ortam oluşturacaktır. Bu yüzden makinenizi aldığınız ikinci gün hemen kendinize “isim soyad photography” adında bir sayfa açacak ve bütün arkadaşlarınızı buraya davet edeceksiniz. Yapmayın dostum! Yapmayın canım! Bu sayfa sizin ve yakın arkadaşlarınızın dışında kimseye bir şey ifade etmiyor şu an. Bir pişin ortamda, sonra gerekiyorsa açarsınız(ki profesyonel olarak bu işe girmeyecekseniz de gerekmeyecektir)…

Facebook’da fotoğraf paylaşmanın bir yolu da çeşitli amatör fotoğraf gruplarına katılıp buralara fotoğraf yüklemek. Bu durumda çok farklı bir dünyaya da merhaba diyorsunuz. Puanlama yoluyla işleyen sitelerde gerçek yüzünü göremediğiniz insanlar burada birbirlerinin kafasını ezmek için an kolluyorlar. Genç fotoğrafçıların ruh hallerini görmek için bu gruplara ara sıra göz atmak gerek.

Bu kadar yazıdan sonra asıl gelmek istediğim yere sanırım vardım. Fotoğraf eleştirisi nedir? Nasıl yapılır? İyi fotoğrafçı iyi eleştirmen olabilir mi ya da iyi bir eleştirmenin iyi fotoğraf çekmesi gerekir mi?

Türkiye’de bu mecralarda görünen o ki neredeyse hiç kimse eleştirmeyi ve eleştiriye cevap vermeyi bilmiyor. Sadece tekniğe ve kompozisyon kurallarına bakılarak eleştiri yapıldığı sanılıyor. Kadraj dar, ufuk çizgisi eğik, net değil, altın kurala uymamış, patlamış, çok karanlık gibi kalıplaşmış cümlelerle eleştiri yapılmaz. Fotoğraf tekniği çok üstünde durulması gereken bir konu bile değildir. Zaten günümüzde fotoğraf makineleri tekniğin büyük bir kısmının külfetini üzerine alıyor. İlgili iseniz de fotoğraf tekniği öğrenmek 3-4 saatinizi alır en fazla.
Kompozisyona gelecek olursak ne kadar kuralları öğrenirseniz öğrenin görmeyi beceremiyorsanız o kurallar beş para etmez. Ayrıca iyi fotoğrafçı da kuralları yıkan ve yeni bir şey ortaya çıkarandır.

Fotoğrafı okumak, eleştirmek onu sadece bildiğimiz basit kurallar içine hapsetmek değildir. Fotoğraf sübjektiftir, kişiseldir ve o kişinin birikimi, okumasını etkileyen ana faktördür. Fotoğrafın hakları ne kadar fotoğafçının olsa da fotoğraf paylaşıma sunulduktan sonra artık ona anlam yükleyene aittir ve izleyici ile bağ kurarak onun geçmişinden beslenir.  

İnternette fotoğraf eleştirdiğini düşünenlerin en büyük sorunu, teknik içinde boğulup fotoğraftaki hissiyatı görmemeleri. Roland Barthes’ın fotoğraf üzerine geliştirdiği Punctum ve Studium kavramları bu konuda önem taşımaktadır. İlgilenirseniz Merenin fotoğraf günlüğü’nde bu konuda güzel bir yazı var. Daha çok ilgili iseniz de Barthes’in Camera Lucida’sını okumanız gerekir. Kısaca Studium fotoğrafa anlam kazandırma süreci iken Punctum fotoğrafı kişiselleştirmemizi, başkalarının onda görmediği bir anlamı yakalamamızı, ufak bir detayından etkilenip ona başka anlamlar yüklememizi ifade eder.


Sonuçta aslına bakacak olursak bir sanat eseri olan fotoğrafı eleştirmek için sanat tarihi konusunda az biraz bilgi sahibi olup özellikle de ünlü fotoğrafçıların nelerden beslendiğini bilmek lazım. Yoksa kulaktan dolma üç tane kompozisyon kuralı ile fotoğraf eleştirmeye çalışmak sizi komik duruma düşürdüğü gibi fotoğrafçıya da saygısızlıktır. Gerçekten fotoğraf eleştirisi duymak isterseniz İfsak gibi fotoğraf derneklerinin fotoğraf okuma günlerine gidin. Ufkunuz biraz olsun açılacaktır.

Diğer yandan fotoğrafçıya gelecek olursak burada da bu işe yeni başlayanların en büyük yanlışı arkadaşlarının beğenmesi ile kendilerini bulunmaz nimet sanmaları. Oysaki bir kısım arkadaşı onun fotoğrafını sadece ayıp olmasın diye beğenirken, diğer kısmının ise fotoğraftan anlayabilecek yeterlilikte bir gözü bile yoktur. Bu durum da kendini dışarı açınca eleştiri oklarının çevrildiği anda “beğenen beğeniyor! benim tarzım bu! daha iyisini çekebiliyorsan sen çek!” gibi abes savunmalara yol açıyor. Bir kere fotoğrafçı tarzını kendi belirlemez, yıllar içinde çektiği fotoğraflarda eğer izleyici bir imza bulabiliyorsa(ki kastettiğim photoshop’ta yapılmış bir imza değil) o zaman bir tarzı olduğundan bahsedilebilir.

Beğenmeyenin ise daha iyisini çekmeye ihtiyacı yoktur. Fotoğraf eleştirmeninin fotoğrafçı olmasına da gerek yoktur. Hatta kitapları ile fotoğrafçıların ufkunu açan Roland Barthes, Susan Sontag, John Berger gibi isimler belki iyi fotoğraf da çekebilecek donanımda olmalarına rağmen sanat tarihine katkıları o yönde olmamıştır.

Kendime gelecek olursam fotoğraf eleştirmeyi haddim olarak görmüyorum. Ama kendimce fotoğraf okumayı da severim. Zaten kötü fotoğrafın üzerinde durmadan geçerim, beni gerçekten heyecanlandıran bir fotoğraf olur ise de altına kısaca beğendiğimi belirterek çeken fotoğrafçının bunu bilmesini isterim sadece.

Özellikle yeni başlayan biri gelip de fotoğrafını eleştirmemi isterse de daha fazla çek derim. Ki mangal partisinde çektiği fotoğraflarını bana gösterip nasıl iyi bir fotoğrafçı olacağını anlatanlar, fikir isteyenler bile oldu. Toplum olarak eleştiri kaldırabilen bir ruh sağlığına sahip değiliz zaten. Bunun bilincinde olarak kimsenin fotoğrafçılığı hakkında konuşmak da istemiyorum.  Beğendiklerim zaten kendini biliyor ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder